Urartu Uygarlığı Hakkında Bilgi? Özellikleri Ve Eserleri Nelerdir?

Urartu Uygarlığı Hakkında Bilgi? Özellikleri Ve Eserleri Nelerdir?
Urartu Uygarlığı Hakkında Bilgi? Özellikleri Ve Eserleri Nelerdir?

KISA TARİHÇESİ

Urartu uygarlığı Tevrat’ta Ararat olarak geçer. Asur yazıtları ise Uruatri şeklinde bahseder. Milattan önce 13. Yy ve 9. Yy arasında Urartu ile Nairi gibi halklar Doğu Anadolu bölgesinde beylik ile aşiret şeklinde yaşamlarını sürdürdüğü milattan önce 13. Yy’da Urartu uygarlığının tek bir devletten meydana gelmediği farklı kabilelerden meydana gelen bir konfederasyon olarak yönetilmiş oldukları anlaşılıyor.

Demir Çağında demir silahların tercih edilmeye başlanmış olmasıyla devam eden birleşme sonucunda milattan önce 858 ile 856 senelerinde Asur uygarlığının Kral III. Şalmaneser önderliğinde Urartu’nun içine yapmış olduğu saldırılar sonucunda Urartu Aşiretlerinin birleşmesi daha hızlı bir hal almıştır. Bu saldırıların önüne geçmek için bölge halkı milattan önce 1. binin başında Urartu Devletini kurdular. Kendilerinden Biaini olarak bahsetmişlerdir. Başkentleri Van Gölü kıyısında bir kayalığın üstünde kurulan Tuşpa kentidir.

En kuvvetli zamanlarında bu devletin sınırları Urmiye Gölünden Fırat Nehri Vadisine, Kafkasya’nın güneyinde yer alan Gökçe göl, Aras Nehri Vadisi ile Karadeniz’in doğu sahillerinden Musul’a, Halep’e, Akdeniz’e kadar varan uzun bir alanı kapsamaktaydı. Bölgenin ismi 6. Yy’ın sonlarında Ahameniş kaynaklarında Urartu yerine Armina şeklinde geçmektedir. Milattan önce 844 senesinde Van Gölünün kıyısında Tuşpe’de I. Sarduri’in yönetiminde birleşme meydana getirilerek Urartu Krallığı meydana gelmiştir.

İlk Urartu yazıtı ile Van Kalesinde yer alan ilk anıtsal mimari bu kral dönemine aittir. Kral II. Sarduri birtakım Geç Hitit beylikleri ile bir ortaklık kurarak Asurlulara karşı harekete geçmiştir. Fakat Asur devleti Milattan önce 743 senesinde Adıyaman-Gölbaşı mevkiinde Urartu-Geç Hitit koalisyonunu yenmiştir ve Tuşpa’yı kuşatmıştır. Bu yüzden Urartu egemenliği de büyük bir darbe almış oldu. Milattan önce 7. Yy’da ki İskit ile Med saldırıları Urartu devletinde önemli zararlara yol açtı. Birde Babiller’in tarih kaynaklarında İskit saldırılarının Urartu devletini zayıflatmış olduğu yazılıdır.

Milattan önce 612 senesinden sonra herhangi bir varlık gösteremeyen bu devlet milattan önce 590 senesinde İran üzerinden gelmiş olan Medler tarafından yıkılmıştır. Teokratik devlet özelliğine sahiptiler ve feodal yönetimle yönetilmekteydiler. Urartu devletinin sınır yerlerinde Hitit’lerde de olduğu gibi krala bağlı beylikler bulunmaktaydı. Bu beylikler krala vergi verirlerdi. Ancak kendi topraklarında bağımsız şekilde hareket ederlerdi. Milattan önce IX. ile VIII. Yy’da en parlak dönemlerini yaşamış olan Urartu devleti sarp ve kayalık olan yerlerin iyileştirilmesinde oldukları gibi mimarlık alanında da maharetli olduklarını yaptıkları saray ile mabetlerle gün yüzüne çıkarmışlardır.

Eserlerini bölgenin coğrafi koşullarına uydurmuşlardır ve çok güzel işledikleri 20 ila 25 ton ağırlığında olan taşları sarp tepelere çıkarıp anıtsal yapılar meydana getirmişlerdir Urartu mimarisi Asur mimarisinden değişik bir gelişme göstermiştir. Genellikle taş kaidelerin üzerinde olan ince uzun ağaç direklerinin hâkim olduğu yapı tarzı tercih edilmiştir. Tapınak, saray ile yönetim binaları ve pek çok işlikleri barındıran bu kaleler sık kuleli surlar ile çevrili haldedir.

Urartu uygarlığından bugüne çok fazla kale, kent, su bendi, su kanalı, kara yolu ile kaya anıtı yetişmiştir.  Urartu uygarlığının mimari için kullanmış oldukları en önemli malzeme taş olarak karşımıza çıkar. Tuşpa ya da diğer adıyla Van Kalesi, Van’ın 25 kilometre güneydoğusunda yer alan Çavuş tepe Kalesi Urartu uygarlığından kalan en önemli kaleler olarak karşımıza çıkar.

URARTU SANATI

Urartu’ların mimarisi Suriye ile Anadolu örneklerinin etkisindedir.  Resim ile süsleme sanatları ise Asur sanatının etkisi altında kalmıştır. Fakat yinede resim, kabartma ile mimaride kendilerine özgü çizgileriyle belli bir stil getirmiş oldukları rahatlıkla ifade edilebilir. Urartu uygarlığının sanatında heykel ile kabartmaların tanrı, tanrıca betimlemeleri, resmin genel olarak duvar süslemeleri ile mimari eserler için şekillenmiş olduğunu ve kullanılmış olduğunu göstermektedir.

Özel olarak taş işçiliği, fildişi işleme, kabartma, resim, dövme, dökme işlemleri ile kap eşyalar ile mutfak araç gereçlerinin yapılmasında çok üst seviyede gelişmiş oldukları dikkatleri çekmektedir. Urartu’ların mezarları vefat edenlerin sevdikleri eşyaları ile gömülmelerinden dolayı son derece zengindir.

Altın, Gümüş ile Gümüşçülük, Bakır, demir, tunç işlemeciliği konusunda üst düzeyde bir medeniyet olarak karşımıza çıkar. Seramik, Çömlek ile maden işlemelerinde Hitit sanatının, Mimari, süsleme ile resim sanatında Mezopotamya’nın mimari, kabartma, heykel ile inanç sisteminde Asur uygarlığının izlerini taşımaktadır. Başka uygarlıklardan almış oldukları eklektik özellikleri kendi tarzlarını da katıp zengin hale getirmişlerdir.

Urartu’yla etrafı Gümüş, Bakır ile demir kaynakları bakımından zengin olduğu için maden işlemeciliği son derece gelişkindi. Yazı da ise kendine ait birtakım karakteristik özellikleri barındıran çivi yazısı ile bazı anıtsal eserlerdeyse hiyeroglif tercih etmişlerdir. Urartu uygarlığının kullanmış olduğu dil ile Hint – Avrupa dil ailesi ile Sami Dili  ailesi arasında hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Urartu uygarlığının konuşmuş olduğu dil Hurri dili ile aynı kola ait olan büyük akrabalık göstermekte ve en fazla Kuzeydoğu Kafkasya Dil ailesiyle benzerlik gösterir.

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.