Narın Faydaları Ve Zararları Nelerdir?

Narın Faydaları Ve Zararları Nelerdir?
Narın Faydaları Ve Zararları Nelerdir?

Nar, adını verdiği Nargiller (Punicaceae) familyasındandır. Boyu 5-7 metre boylarında, grimsi kahverengi, çatlaklı gövdeli, bazen dikenli dallı; kısa saplı, 3-8 cm uzunluk ve 1-5 cm genişlikte, uzunca yumurtamsı, dalgalı, karşılıklı, çıktıklarında bakır kırmızısı, zamanla parlak yeşile dönen yaprakları sonbaharda sarararak dökülen; dallarının uçlarına yakın yerlerde, mayıs-ağustos aylarında, 4-7 parçalı borumsu-çansı, etli çanakyaprağı da, bunun ortasındaki 5-20 taçyaprağı da koyu kırmızı, basit ya da katmerli, göz alıcı, güzel çiçekler açan; 5-12 cm çapında, irice bir portakal büyüklüğünde, hafif altıgen ya da basık-küremsi, başlangıçta yeşil, olgunlaştıkça kırmızımsı-sarı renge dönen, ince derimsi kabuklu, ucu taçlı (çanakyaprakların kalıntısı), üzümsü meyvelerinin içindeki bölmelerde pembe, sulu, yarı saydam, dış yüzeyleri yenebilir etli, bin dolayında tohum (tane) bulunan, 200 yılı aşkın ömürlü, bir çalı ya da yuvarlak tepeli bir ağaççıktır.

Meyvenin içindeki tohum-taneler, ağacın türüne göre tatlı, mayhoş ya da ekşidir. Örneğin, ülkemizde eylül ayında toplanan, iri meyveli, sert kabuklu, küçük çekirdekli tirbeği narı, ekşiyken; ekimde toplanan, orta irilikteki, ince kabuklu kadı narı, tatlıdır. Deve dişi nar, feyz narı, hafız narı, kara nar Anadolu’da öteden beri bilinen çeşitlerken; son yıllarda hicaznar, silifke aşısı, çekirdeksiz, fellahyemez çeşitleri de öne çıkanlar arasında yer alır.

Ağaççığın üretimi tohumla, çelikle, aşı-lamayla ya da dip sürgünlerinin dikilmesiyle yapılır. 12 dereceye kadar soğuğa dayanır.

Meyvesi için olduğu kadar, göz alıcı, güzel çiçekleri ve hoş yeşilliğinden dolayı, park ve bahçelerde süs bitkisi, evlerde bonzai olarak da yetiştirilir.

Coğrafya ve Tarihçesi:

Gen merkezi Türkiye’den Pakistan’a uzanan bölgeler, Iran, Irak, Afganistan, Kafkasya, Türkmenistan, Tacikistan olmalıdır. Türkiye’de de doğal halde Adıyaman, Antalya, Artvin, Aydın, Samsun, Siirt gibi illerde 250-600 metrelerdeki kireçli yamaçlarda, çalılıklarda görülür.

Günümüzde özellikle Akdeniz havzasında olmak üzere, ‘liman ve tropikal iklimlerdeki çeşitli bölgelerde yetiştirilir.
Türkiye, 60 bin tonu aşan nar üretimiyle dünyada ilk sırayı alırken, bizi 40 bin tonla İran, 20 bin tonla Irak ve Suriye izler. Diğer nar üreticisi ülkelerse İsrail, Lübnan, Mısır, Tunus, İspanya, İtalya, Hindistan, Çin.

Yahudi inancına göre narda, Tevrat’taki ayet sayısıyla eşit sayıda 613 adet çekirdek bulunur ve bolluk, bereket, doğurganlık simgesi olarak kutsal günlerde yenir. İncil’de, pek çok kez “bilgi ağacı” olarak anılır, meyvesinin yasaklı olduğu belirtilir. İslamiyette de değer verilen bir meyvedir: Hz. Muhammed, “Narlarınızdan bir nar yoktur ki bunlarda cennet narının bir tanesi bulunmasın”; Hz. Ali, “Bir kimse nar yerse Allahu Teala onun kalbini nurlandırır” sözleriyle över narı.

Bir Arap efsanesine göre kendisine aşık olan babasından kaçınmak isteyen güzel bir kız kendisini öldürür ve tanrılar onu nar ağacına dönüştürürken, babasını da bir atmacaya dönüştürür. O gün bu gündür atmacalar nar ağacının çevresinde dönerler de dallarına konmaya cesaret edemezler elbette dikenlerden dolayı.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi: Mutfakta narın meyve taneleri ve bundan elde edilen meyve suyuyla nar ekşisi, halk hekimliğinde meyvenin yanı sıra, meyve ve ağaç kabukları kullanılır. Nar meyvesi bir C vitamini (askorbik asit) ve potasyum deposudur; bunların dışında bileşiminde fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, çinko, bakır, manganez gibi mineral ve oligo elementler ile A, Bi (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (PP, niasin), B5 (pantotenik asit), B6 (pridoksin) vitaminleri, yağ, karbon-hidrat, protein, punicalagin bulunur.

Narın Faydaları Nelerdir?

Yapılan son araştırmalarda, nar meyvesiyle suyunun serbest radikal süpürücü (antioksidan), yüksek tansiyonu düşürücü, kalbi koruyucu, kalp krizi ve damar sertliği risklerini geriletici, prostat, akciğer, meme, bağırsak kanserlerinde hücre büyümesini durdurucu, kolesterolü ve şekeri düşürücü, dengeleyici, kanı güçlendirici, enerji verici, cildi ultraviyole ışınlardan koruyucu, yara iyileştirici etkilerinin olduğu ortaya konmuştur.

Serbest radikal süpürücü özellik açısından, nar suyunun, punicalagin adlı madde sayesinde, yeşil çay, kızılcık, portakal suyu ve kırmızı şaraptan 3 kat daha güçlü olduğu belirtilmektedir.

Bütün bu özelliklerden yararlanmak amacıyla, son yıllarda eczanelerde kapsül haline getirilmiş müstahzarlar satılmaya başlanmıştır.

Narin afrodizyak oluşuna ilişkin mitolojik ve folklorik bilgi, tanelerinin çokluğundan dolayı onun bolluk, bereket simgesi sayılmasıyla ilgili olmalıdır. Ancak son yıllarda yapılan araştırmaların birinde erkeklerde sertleşme sorununu çözümleyici etkisinin olabileceği üzerinde de durulmuştur.

Ekşi narın kabuğu ve suyu ishal kesici ve sindirim kolaylaştırıcı; tatlı narın kabuğuyla suyuysa idrar artırıcı, sindirim kolaylaştırıcı ve güçlendirici sayılır.

Nar meyvesinin tanen, triterpen ve az oranda alkaloit içeren taze ya da kurutulmuş kabukları, genel olarak ishale karşı etkilidir.

Bunun için 50 gr meyve kabuğu 1 litre (5 bardak) kaynar suyla 10-15 dakika demlenir, süzüldükten sonra günde 2-3 kez birer bardak içilir. Aynı etki için meyvenin sıkılmış suyu da içilir.

Nar ağacının isopelletierin, pseudopelleti-erin ve methylpelletierin gibi alkaloitler, tanen, mannit, reçine, nişasta ve çeşitli madeni maddeler içeren gövde kabukları da bağırsak şeritlerine (tenyalara) karşı etkilidir.

Dikkat: Tehlikelidir, hekim kontrolü olmadan kullanılmamalıdır!
Kolesterolle ilgili ilaçlar (statinler) alınıyorsa nar suyunu 2-3 saat önce ve sonrasında içmemekte yarar olabilir.
Nar meyvesinin kabuklarıyla çiçekleri boyar madde olarak kullanılır.

Ülkemizdeki Uygulamalar:

Ege Bölgesi’nde kabızlık giderici olarak nar çiçeğinin kaynatıldığı su günde 3 kez birer bardak içilir.

Bağırsak parazitlerini düşürme amacıyla Manisa’nın dağ köylerinde ekşi nar yenir, ağacın kabuğu kaynatılıp her gün biraz içilir.

İshal durdurucu olarak, nar kabuğu Samsun’da kaynatılarak, Gaziantep’te çayı demlenerek (50 gram kabuk 1 litre kaynar suyla demlenip günde 3 bardak) içilir, Gaziantep’te aynı amaçla bol miktarda meyve de yenir; Şanlıurfa çevresindeyse nar kabuğu dövülüp toz haline getirilir, elekten geçirilerek günde 1-3 kez birer kahve kaşığı yutulur.

Basur için İstanbul’da ekşi nar kabuğu kaynatılarak içilir; Bolu’da meyve dışardan kullanılır.

Samsun’da sarılık tedavisi için nar, erik ve karpuz suları içilir.

Adana-Saimbeyli’de nar kabuğu, sumak, su değmedik petekli bal, tuz, tatlı elma adlı kimyasal madde birlikte kaynatılarak sıcak sıcak, halk arasında “yakma yara” diye anılan cilt kanseri yarasının üzerine sarılır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.