Çay Hakkında Bilgi? Çayın Faydaları, Zararları ve Tarihçesi Nedir?

Çay Hakkında Bilgi? Çayın Faydaları, Zararları ve Tarihçesi Nedir?
Çay Hakkında Bilgi? Çayın Faydaları, Zararları ve Tarihçesi Nedir?

Sizlere bu yazımızda günlük vazgeçilmezimiz olan çay hakkında tüm bilgilerini aktaracağız. Boyu 11-15 metre, hatta 20 metreye ulaşabilecekken (yabani türleri arasında 30 metreye çıkanları da vardır), kültür formu olarak kısa boylarına  rağbet edilen, kolay ve bol üretim budanarak, 1-1,5 metre yükseklikte çalı biçiminde tutulan; 6-15 mm’lik saplı, 4-25 cm uzunluk ve 2-5 cm genişlikte, uçlu, dişli kenarlı, tazeyken alt yüzleri tüylü, esnek, kalın, derimsi, parlak koyu yeşil, yapraklarını dökmeyen; mart-mayıs tek ya da 3-4’ü bir arada gruplar halinde ortası sarı, genelde 5, bazen 7-8 beyaz ya da sarı taçyapraklı, 2,5-4 cm çapında, hoş çiçekler açan; 3-5 mm çaplı 1-6 adet  küremsi siyah tohumu olan, 2-3 cm çapında genel hatlarıyla küremsi, yeşil, odunsu, kapsül meyveler veren, 60-70 yıllık ekonomik ömürlü bir ağaç ya da çalıdır.

Üretimi tropikal ve alt tropikal iklimlerde tohum ekilerek ya da çelikle ve aşıyla yapı humuslu, güneşli ve yarı gölge toprakları sever. Bitki 5 ya da 10 dereceden dayanamaz. Park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen çeşit (varyete) ve malzemeleri de vardır.

Not: Dünyada “çay ağacı” adıyla bilinen yaprak-dallarından su buharıyla damıtılan uçucu aromaterapide yaygınlıkla kullanılan, mersingiller (Myrtaceae) familyasından alternifolia Cheel adlı bitkiyle bildik çay bitkisinin herhangi bir ilişkisi yoktur.

Coğrafya ve Tarihçesi:

Gen merkezi Çin, Hindistan, Çinhindi (Vietnam, Laos, Kamboçya), Myanmar ve Fiand’dır. Dünyada 80 dolayında, Türkiye florasında doğallaşmış tek camellia türüyle temsil bulur.

Tropikal ve alttropikal bölgelerin dışında, istisnai olarak bol yağışlı ‘liman bölgelerde de yetiştirilebilir. İstisnaların başında da Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan başta Rize olmak üzere, Trabzon, Artvin, Giresun, Ordu illerinin kıyıları gelir.

Türkiye’de 1878’de Bursa’da yapılan denemeden olumlu sonuç alınamaz, ancak 1924’ten itibaren Rize’de yavaş yavaş, Çin kökenli “var. sinensis” çeşidiyle (varyete), çay kültürü tutmaya başlar ve 1947’de endüstrisi kurulur. Ülkemiz bugün dünya çay üretiminin önde gelen ülkelerinden biri konumundadır.

2003 yılında dünyada 3 milyon 150 bin ton çay üretilirken; Hindistan 845 bin tonla (%27,4) birinci, Çin 800 bin tonla (%24,6) ikinci sırada gelir. Sri Lanka (%9,8), Kenya (%9,4) ve Endonezya’nın (%5,3) ardından Türkiye 131 bin tonla (%4,9) altıncı sırada yer alır. Diğer çay üreticisi ülkeler: Vietnam, Japonya, Arjantin, Bangladeş, İran, Malawi.

2004 yılı dünya çay üretimi 3 milyon 250 bin tona yükselir. Hindistan ve Bangladeş’te üretim düşerken; başta Türkiye olmak üzere, Çin, Kenya, Malawi, Sri Lanka ve Endonezya’da üretim artışı görülür; en büyük artışlardan biri ülkemizde gerçekleşir ve yıllık üretim miktarımız 205 bin 500 tona yükselir.

Yıllık çay tüketimimizse 250 bin ton dolayında ve kişi başına çay tüketiminde dünyada İrlanda’nın ardından ikinci (bazı kaynaklara göre dördüncü) sırada geliyoruz: Ülkemizdeki 100 kişiden 96’sı her gün çay içer ve kişi başına yılda 2,8 kg çay tüketiriz. (İrlanda’da 3,1 kg.)

Çayın tarihi, Çin’de; efsanelere göre, İÖ 2737 yılına, yazılı kaynaklara göre de İÖ 350 yılına kadar gider. Anlatılanlara göre, 10 2737 yılında imparator Shen Nung, bir ağacın gölgesinde otururken uşağından su ister. Uşağın getirdiği sıcak içme suyunun üzerine dalından kopan birkaç çay yaprağı düşer. imparator Shen Nung, bu yeşil yapraklı suyun lezzetini çok beğenir ve suyunu o günden sonra zaman zaman böyle içer.

İÖ 59 yılında çay para yerine kullanılır, tuzdan sonra en değerli ticari mal konumuna yükselir. Avrupa’nın çayla tanışması 1560 yılında Portekizli misyoner Peder Cruz’un Avrupa’ya dönüşünde yanında getirdiği çayla olur.
Böylece önce Çin’in, Uzakdoğu Asya’nın, zamanla Avrupa’nın ve sonra bütün dünyanın klasik bir içeceği olup çıkar çay.

Kullanılan Kısmı ve Bileşimi:

Çayın mutfakta ve halk hekimliğinde öncelikle, körpe sürgünlerinin tomurcuğuyla, iki küçük uç yaprağı; sonra daha dar bir alanda tohumdan birinci soğuk sıkmayla elde edilen bitkisel yağı kullanılır.

Mayıs başıyla yaz sonu arasında, doğal koşullarda üçüncü yılını tamamlamış bitkilerin tepe tomurcuğu ile onun altındaki iki yaprağı alınır, mayalanıp kurutularak “siyah çay” (Türkiye’de içilen çayların geneli), mayalanmadan kurutularak yeşil çay, yarı mayalanarak “oolong çayı” ve bir de yapraklar açmadan tomurcukken toplanıp, mayalanmadan soldurulup kurutularak, “beyaz çay” olarak, dört şekilde işlem görür.

Çayda protein, yağ, karbonhidrat, tanen, kuersetin, kateşin, flavonoller ve flovonol glikozitleri, löko antosiyoninler, polifenolik asitler, kafein (thein), theobromin, theofilin bileşikleri, C (askorbik asit), B1 (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (PP, niasin), B5 (pantotenik asit), K vitaminleriyle flor, manganez, kalsiyum, potasyum, bakır, çinko gibi mineraller bulunurken; örnek olarak Çin kökenli biyolojik sertifikalı çay bitkisinin tohumlarından elde edilen bitkisel yağda da çoklu doymamış yağ asidi olarak linoleik asit (F vitamini, omega 6, %7,83), tekli doymamış yağ asidi olarak oleik asit (omega 9, %81,01), doymuş yağ asidi olarak palmitik asit (%8,34) ve vitaminler bulunur.

Çayın Başlıca Faydaları:

Çay, geleneksel Çin halk hekimliğinin 50 temel bitkisinden biridir.

Serbest radikal süpürücü (antioksidan) özellikler taşıyan flavonoitleri sayesinde vücudu kalp hastalığına, inmeye ve kansere karşı korur.

Modern araştırmalar çayın, damar sertliğini sorunlarını, ağız, mide, pankreas, kolorektal rahatsızlıklar (kalınbağırsak-rektum rahatsızlıkları), deri, akciğer, boğaz, prostat, mesane kanserlerini önleyebileceğini göstermiştir.

İçeriğinde bulunan doğal flüorür sayesinde diş çürümelerini önler.

Yaprakların kalbi güçlendirici, büzücü-sıkıştırıcı, idrar artırıcı, ağrı kesici, uyarıcı, balgam söktürücü özellikleri vardır.

Sinir sistemi üzerinde kesin bir etki yapar. yaşama sevinci, canlılık verir.

İshal, dizanteri, karaciğer ve mide bağırsak iltihabı için yararlıdır.

Dışardan kesikleri, yanıkları, yara ve be-releri, böcek ısırıklarını, göz iltihabını ve şişlikleri temizlemede yararlanılır.

Göz kapaklarında çıkan arpacığı ve göz kanlanmasını gidermek, kirpikleri güçlendirmek için, ilik çaya batırılmış pamuğu ya da süzen çay poşeti gözlere sürmek ve bir süre böyle tutmak yararlıdır.

Baş ağrısı ya da güneş yanığı için de ayn: şey yapılır.

Çay bilindiği gibi demlenerek içilir. Bu sırada dikkat edilecek konu, çayın doğrudan suya atılarak kaynatılmamasıdır.

Dikkat:

Kansızlık çekenler, düşük demir, ve şekerliler, böbreklerinde taş ve kum bulunanlar çaydan uzak durmalı; yüksek tansiyonlular kabızlık çekenler de biraz ölçülü olmalıdır!

Bitkinin pembe ya da kırmızı taç yapraklarından gri boyar madde elde edilir.

Besin maddelerinde, siyah, yeşil, sarı, turuncu boyar madde olarak kullanılması söz konusudur.

Yapraklarında %13-18 oranda tanen bulunan çaydan tanen de elde edilir.

Yeşil Çay:

Bildik (siyah) çayla aynı bitkiden. ede edilir. İşlenişindeki farklılıktan dolayı taze halindeki rengini korur ve parçalanmaz. olarak içilen bildik çayın buruk yoktur. Depresyona, baş ve gövde ağla sindirim sorunlarına karşı etkilidir.

Vücuda zararlarıyla bilinen serbest radikalleri etkisiz hale getirmesi, bağışıklık sis-temini güçlendirmesi, sonuçta serbest radikal süpürücü oluşu nedeniyle; meme, akciğer, prostat, mesane, gırtlak, yumurtalık, yemek borusu, karaciğer, mide kanserlerini önleyici, yüksek tansiyon ve kolesterol düşürücü, vücut yağını azaltıcı kabul edilir.

Bileşiminde bulunan epigallokateşin gallat (bildik siyah siyah çayda yoktur) ile kafeinin birlikte yağ yakıcı etki gösterdiği ve zayıflama rejimlerinde yararlı olabileceğine ilişkin araştırmalar vardır.

Günümüzde piyasada çeşitli firmalara ait yeşil çaylar bulunur; yeşil çay genelde kaynar suda 3 dakika demlenerek içilir. Önerilen günlük doz: 2-5 fincan. Fazlası uykusuzluğa yol açabilir!

Ülkemizdeki Uygulamalar: İstanbul’da basur iyileştirici olarak çay kavrulur, çekilerek (öğütülerek) kaşık kaşık yenir. Zonguldak-Bartın’daysa yine ishal için 1 kaşık kuru çay ezilerek yutulur. Giresun-Alucra’da bal zehirlenmesinde çay iyi bir   tedavi  yöntemi olarak bilinir. Sivas-Ulaş’ta sancı, ishal, göz çapağı, nezle  tedavisinde  kullanılır, yeni doğum yapan hanımlara içirilir.

Bitkisel Çay Yağı: Akışkan, yağlı-sıvı görünüşlü, altın sarısı renkli ve hoş kokuludur. Isı ve ışık almayan kuru bir yerde korunur.
Bitkisel çay yağı Japonlarca uzun yıllardan bu yana kuru ciltler için nüfuz edici, koruyucu kozmetik bir ürün olarak değerlendirilir. Yorgun, dirençsiz, kırılgan saç ve tırnakları güçlendirici, şampuandan sonra saç diplerini besleyici özellikleriyle bilinir.
Çin’de, Kanada’da bu amaçla bitkisel yağ elde etmeye yönelik biyolojik sertifikalı çay ağaçları yetiştirilir.
Bitkisel çay yağı; besleyici, yumuşatıcı, serbest radikal süpürücü, yaşlanmayı geciktirici, tırnakları güçlendirici ve koruyucu, saçları güçlendirici, besleyici, pürüzsüzleştirici, yağ izi bırakmaksızın cilde işleyici, onu pürüzsüzleştirici özellikleriyle bilinir; kuru, cansız, yorgun, eprik ciltler, boyun bakımı, el ve tırnak bakımı, cansız saçlara canlılık, parlaklık, güzellik verici olarak kullanılır.
Saçlar için banyo suyuna eklenir ya da şampuanla yıkadıktan sonra uygulanır. Yüz ve boyun için tek başına ya da diğer bitkisel ve uçucu yağlarla karıştırılarak günlük bakımda kullanılır. Ellere ve tırnaklara sürülür. Vücudun kuru temizliğinde değerlendirilir.

Mutfaktaki Değeri: Çay dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecektir. Uzakdoğu’da yeşil çay ve yasemin çayı, Tunus’ta naneli çay yeğlenirken, İngilizler bizim de en çok içtiğimiz tür olan siyah çaya süt ya da limon ekler, Hindistan’da baharatlı çaylar yeğlenir.
Bitkinin özsuyu alkollü, sütlü içeceklere, şekerlemelere, bisküvilere, jöle ve puding gibi tatlılara lezzet verici olarak konur.
Tohumlarından elde edilen yağ, kozmetik ve parfümeri endüstrisinde, bazı ilaçların yapımında kıvam verici olarak kullanıldığı gibi rafine edildikten sonra mutfakta da, çeşni verici olarak salatalara eklenir, doğrudan kızartma yağı olarak kullanılır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.