Memeli Balık Türleri Ve Özellikleri

Memeli Balık Türleri Ve Özellikleri
Memeli Balık Türleri Ve Özellikleri

Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfının etenliler alt-sınıfının bir takımı (Cetacea). Balinalar diye de bilinirler. Balinaları, domuz balıklarını ve yunus balıklarını kapsarlar. Yaşantılarını suda geçirirler. Memeli oldukları için hava solurlar. Kara ortamından farklı yapıda olan su ortamında yaşamakla birlikte, başlangıçta karada yaşamaya uygun bir evrim geçirmiş memeli özelliklerinin tümüne sahiptirler.

Memeli balıkların, öbür memeli gruplarıyla yakın akrabalığını belgeleyecek taşıl bulunmamıştır. Bu konuda en eski taşıllar balinalara aittir. Çiftparmaklılar (Artiodactylal takımının memeli balıkların en yakın akrabaları olduklarını gösteren bulgular vardır. Bu iki grubun protein kimyası, dölüt eteninin oluşumu ve çok midelilik durumları şaşılacak derecede benzerdir. Ancak başka bakımlardan memeli balıklarla en yakınları arasındaki farklar çok derin ve çok yönlüdür.

Memeli balıkların yüksek derecede özelleşmiş biçim ve özellikleri suda yaşamalarının sonucudur. Memelilerin özelliği olan kıllı deri, bunlarda düzdür. Deride, gövdenin aerodinamik biçimini bozacak pürüzler yoktur. Memeli balıkların genellikle sadece burunlarında birkaç kıl kalıntısı vardır ve bunlar, türlerin çoğunda, doğumdan hemen sonra kaybolmaktadırlar. Kimi türlerin erişkinlerinde kalmış olan bu kıllar duyu organı görevindedirler.

Memeli balıkların kuyruğunda enine yassı parçalar bulunmaktadır. Öbür balıklar gibi yandan yana değil yukarıdan aşağı hareketlerle yüzerler. Hızla ilerleyecek şekilde yüzen ve solunmak için durmadan su yüzeyine çıkmak zorunda olan bir hayvan için, en uygun yüzüş şekli budur.

Yunus balıklarından ve domuz-balıklarından bazılarının yüzüş hızı en hızlı balıklarınki kadardır. Son derece akıllı olduklarından, karada insanın üstünlüğüne benzer bir üstünlüğü bunlar da denizlerde sürdürürler.

Dört ayaklı omurgalılara özgü beş parmaklılık, memeli balıklarda da görülebilen bir özelliktir. Yüzmeye yarayan yassı ön bacakların ana yapısı kemiklerde kalmıştır, ancak etkili hareketler sadece omuz kemeriyle ekleminde oluşabilir. Parmak sayısı kimi türlerde azalmış olmakla beraber, ikinci ve üçüncü parmakların kemik sayısı genellikle artmıştır. Buna karşılık parmaklarla parmak kemiklerinin birbirlerinden bağımsız hareket etme yetenekleri kaybolmuştur, gerek kasıcı, gerekse genişletici kaslar ancak kemiklerin ve derinin çevirici öğesidir. Arka bacaklar doğumdan önce sadece yüzeysel şişlikler şeklinde belli olurlar. Türlerin çoğunda arka bacakların tek kalıntısı, gövdenin karın bölgesine yapışmış bir tek kemiktir. Bu kemik kuyruk kaslarını ve erkeğin dış eşeylik organlarını destekler.

Baş doğrudan doğruya gövdeden çıktığı için boyun çok kısadır. Boyun omurları ya bir tek blok oluşturacak biçimde birleşmiştir, ya da çok ince disk dizileri biçiminde birbirlerinden ayrıdır. Kuyruk, baş ile gövdenin birlikte oluşturdukları kitlenin kaldıracı görevini yüklenmiştir. Bu nedenle de balığın kaslarının tümü doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak kuyruğu yönetmeye çalışmaktadır. Türlerin çoğunda bulunan sırt yüzgecinin görevi denge sağlamaktır. Kimi türlerde çok büyük olan bu yüzgeç bazılarında ya küçüktür ya da hiç yoktur.

Başın tepesinde bulunan burun ya da solunum deliği, hayvan su yüzeyine çıkınca nefes almasını sağlar. Solunum sırasında gövde, gözler ve kulaklar su yüzeyinin altında kalırlar, böylece memeli balığın su altı yaşantısını düzeni korunmuş olur. Solunum deliğinin açıcı ve kapayıcı bir düzeni vardır. Bu düzeni oluşturan hava geçitleri üzerinde de sıra sıra kapakçık ve odacıklar yer alır. Solunum deliğinden içeriye su girerse, ilk odacıkta kalır ve bir sonraki solunum sırasında dışarı atılır.

Memeli balıkların hepsi hızlı yüzücü değildirler. Bunlardan yalnız kimi domuz balıkları ile yunuslar saatte 25-30 deniz millik bir hıza erişebilirler. Doğal koşullar altında 8-12 deniz mili hızla yüzen kimi yunusların, gerektiğinde 20 millik bir hızla, çok uzun süre yüzebildikleri sanılmaktadır. Gövdenin aerodinamik biçimde olmasına rağmen, kasların yeteneği göz önüne alındığında bir domuz balığının bu hıza nasıl ulaştığını anlamak güçtür. Memeli balıklar takımında dişsiz balinalar, dişli balinalar ve ilkel balinalar olmak üzere üç alt-takım vardır. Günümüzde ilkel-balinaların soyu tükenmiştir.

Bugün yaşamakta olan iki alt-takım arasındaki temel ayrılık beslenme şekilleridir. Dişli balinaların çoğunda basit, koni biçiminde dişler bulunur. Başlıca besinleri balıklarla kafadanayaklılardır. içlerinden yalnız katil balina (Orcinus orca), fokları ve domuz balinalarını da yer. Dişli-balinalar memeli balıkların en küçük yapıla olanlarıdır. Bunların içinde domuz balıkları ve daha iri yapılı olan ispermeçet-balinası (Physeter catodon) yer alır.

Dişsiz balinaların dölütlerinde diş çıkar fakat doğumdan önce bu dişler kaybolur. Bunlarda, diş yerine tarağı andıran karmaşık oluşumlar bulunur. Balina dişleri (balen) adı verilen bu oluşumlar, üstçene kemiği mukozasının epitel tabakasından çıkmışlardır. Dişsiz balinalar, en iri balinaları kapsarlar. Gök balina (Balaenoptera musculus) nın boyu 30 m.’yi aşar. Diğer dişsiz-balinalar da böyle iri olup, boyu 10 m.’nin altında olan sadece iki tür bilinmektedir.

Balinaların dişleri oldukça büyüktür. Grönland’ın çevresinde yaşayan balina (Balaena mysticetus) nın 3-4 m. uzunluğunda dişleri vardır. Balina dişleri besinleri süzme görevini yaparlar. Dişsiz balinanın besini karidese benzeyen küçük yapılı kabuklulardır. Dişsiz balina bunları su ile birlikte yutar. Su sonradan balina dişlerinin arasından geriye püskürtülür ve içerde kalan küçük kabuklular, dil tarafından alınıp yutulur.

Beslenme düzeni sadece gövdenin yapısına değil, memeli balığın davranışlarına da yansır. İri dişsiz balinaların hareketi genellikle yavaştır. İrilikleri nedeniyle, insanlar ve katil balinalar dışında pek az düşmanları vardır. Kaçmak istediklerinde hızlı hareket etmezler. Yavaş yüzerler ve yüzerken sudaki besinleri süzerek yutarlar. Dişli balinalar ise genellikle daha hızlı yüzerler ve ancak böylelikle, hızlı yüzen avlarını yakalayabilirler. Bu balıklar oldukça akıllı hayvanlardır. İçlerinde akıl açısından insandan sonra ikinci gelenler, yani yüksek maymunları bile geride bırakanlar vardır.

Memeli balıkların akıllılığı beyinlerinin iriliğine ve beyin kabuğunun gelişmiş dokusuna bağlıdır. İri bir balina, memeliler içinde en büyük beyine Sahiptir. Bir ispermeçet balinasının beyni 9 kg. ağırlığındadır. Ancak bu, gövde ağırlığın sadece % 0,03’ü-dür. Öte yandan bir gagalı yunus (Tursiops truncatus) un 1,3 kg. ağırlığındaki beyni gövde ağırlığını % 1,2’si kadardır (insanın beyni ise 1,3 kg.’dan daha az olduğu halde, gövde ağırlığını % 1,95’i kadardır).

Beyindeki çeşitli kısımların görevlerini kesinlikle saptamak güçtür, ancak bu konuda başka türlerle olan ilişkiler ve, benzerlikler göz önüne alınarak yorumlar yapılabilir. Memeli balıklarda gerek kaslar arası, gerekse duyular arası uyumun çok gelişmiş olması kasları da geliştirmiş ve bunun sonucunda beyin de yüksek bir gelişme düzeyine erişmiştir. Nitekim, kaslararası uyumu sağlayan beyincik ileri derecede gelişmiş, daha ilkel kısımlar olan dengeyle ilgili bölümler ise aynı gelişme düzeyine ulaşamamışlardır.

Memeli balıkların işitme yeteneği, ilgili beyin kısımlarını çok iyi gelişmiş olması nedeniyle, çok güçlüdür. Yunus balıklarının ve belki de bütün memeli balıkların ses algılamadaki bu dikkat çekici yetenekleri, bunların yankı ile durum kavrama sistemini kullanmalarına yol açmaktadır. Yani, çok çeşitli titreşimler üzerinden sesler çıkarıp, bunların geriye yansımalarını algılar ve yorumlarlar. Algıladıkları bu yansımış seslerden, çevreleri hak-
kında çıkardıkları yorumlar, karada yaşayan bir memelinin ışık koşullarının yeterli olduğu bir ortamda görerek yaptığı yorumlar düzeyindedir.

Memeli balıklar, karanlık ve bulanık sulardaki çok karmaşık engellere doğru hızla yüzdükleri halde, hiç bir şeye çarpmayabilirler. Çevrelerindeki oluşumların büyüklüğü ve yapısı hakkında bilgi edinmek, ya da balık gibi hareket halindeki bir cismin hızını kestirmek için de yankı ile algılama sistemine başvururlar. Bundan dolayı beyinlerindeki hareket uyumu ve ses algılama bölümleri çok iyi gelişmiş ve karşılıklı ilişki bağıntıları da son derece yoğunlaşmıştır.

Memeli balıkların görme güçleri uzun süre tartışma konusu olmuştur. Son yıllarda bunların yankı ile algılama yeteneklerinin ayrıntıları öğrenildiği için, görme duyulan konusunda da daha gerçekçi yorumlara gitmek mümkün olmuştur. Su altında uzun mesafeleri görebilmenin sağlayacağı büyük bir-yarar yoktur; yankı ile durum kavrama sistemi gerekli bilgiyi vermeye yeter. Bu nedenle görme yeteneği su altında sadece yerel algılamalar için gereklidir. Memeli balıkların bazıları, özellikle yunuslar su altında çok iyi görebilirler. Irmak-yunusları ve kimi başka türlerin görme yetenekleri daha azdır. Dişsiz balinaların görme yetenekleri konusunda bilinenler azdır, ancak bunlarda beynin görme ile ilgili bölümleri, yunuslarınkinden daha az gelişmiştir.

Memeli balıkların koku alıp almadıkları bilinmemektedir. Memeli balıklarda koku alma duyusunun bulunmadığı ileri sürülmüştür, ancak bunun kanıtlanması güçtür. Birtakım bulgular bu güçlüğü daha, da artırmaktadır. Deri aracılığı ile duyarlık önceleri hiç önemsenmemiştir; ancak bu duyarlığın bazı durumlarda çok önemli olduğunu gösteren birçok belirti vardır. Baş bölgesinde bulunan trigeminus siniri çok büyüktür. Solunum deliğinin çevresindeki deri, tıpkı genital bölge derisi gibi çok duyarlıdır. Ön bacaklarda oldukça büyük çapta bir duyusal algılama sistemi vardır.

Solunum, memeli balıkların en önemli sorunlarından biridir. Bu hayvanlar, soluyabilmek için sık sık su yüzeyine çıkmak gereğini duyarlar. Öte yandan su altında uzun süre kalabilmek için de solunma ihtiyaçları vardır. Küçük türler solunmak için genellikle dakikada bir, daha büyük türler ise daha uzun aralarla su yüzeyine çıkarlar.

İri bir balinanın akciğerlerinde 2 000 litre kadar hava vardır; gövdenin iriliğine oranlanacak olursa bu miktarın karada yaşayan memelilerdekinden fazla olmadığı görülür. Hayvan su yüzeyine çıkınca, bir saniyeden daha kısa bir zaman içinde havasını değiştirmesi gerekir, bu nedenle soluk borusu çok geniştir. Akciğerler çok uzun olup, gövde boyunca oldukça uçlara kadar giderler. Her solunmada akciğerlerdeki havanın % 90’ının değiştiği sanılmaktadır. Bu miktar karada yaşayan memelilerin çoğunun soluduğu hava miktarından fazladır.

Bir memeli balık derine dalınca akciğer yuvarlarından pompalanıp çıkarılan hava, solukborusuna dolar ve böylelikle havadaki azot gazının kana bol miktarda geçişi önlenmiş olur. Bu mekanizma bir memeli balığın su yüzeyine çıkışı sırasında dalgıç hastalığına (vurgun) tutulmayışının, yani kanında erimiş durumda bulunan gazın açığa çıkmayışının nedenini açıklığa kavuşturmaktadır.

Memeli balıklar akciğerlerinin alabileceği kadar havayı solunup öyle dalarlar. Bu hayvanların diyaframlarının eğik oluşu ve göğüs duvarlarının esnekliği de vurgunu önler. Memeli balıkların, uzun süre dipte kalabilmeleri için oksijen depolamaları gereklidir. Kaslarda bulunan ve miyohemoglobin denilen hemoglobin, oksijeni emerek depolanmasını saklar.

Bir balinadaki hernoglobin miktarı karada yaşayan memelilerinkinden on kat fazladır. Ayrıca kaslar oksijensiz kalsalar da, çalışabilirler. Bunların yanı sıra bir memeli balığın laktik asit ve karbon dioksit ile zehirlenme olasılığı çok azdır. Dipten gitmek için dalan bir balinanın kanı, özellikle beyin gibi oksijen eksikliğine karşı çok duyarlı organlara bolca yönelen bir dağılım gösterir.

Kalbin hacminin ve kan miktarının karada yaşamakta olan memelilerdekilerden pek önemli bir farkı yoktur. Memeli balıkların kan damarlarında görülen bir özellik retiavasküler pleksusların varlığıdır. Bunlar, gövdenin çeşitli kısımlarında bulunan son derece ufak kan damarlarından oluşmuş ağlardır. Çeşitli tipleri bulunan bu oluşumların memeli balıklardaki işlevleri konusunda değişik fikirler ileri sürülmüştür. Bilim adamlarının çoğu, bunların dalışla ilgili olduklarını varsayar. Ancak, benzer oluşumlara, dalış yapmayan kara memelilerinde de rastlanmıştır. Bazı durumlarda, bu oluşumların kalın ve koruyucu yağ (balina yağı) tabakasıyla birlikte, ısıyı korumaya yardımcı oldukları kesindir. Bazı hallerde ise, dalış sırasında gövde boyunca basıncın dengelenmesini sağlarlar.

Belli başlı üç bölümden oluş-muş olan mideleri, memeli balıkların çiftparmaklılarla akraba olabileceğini düşündürmektedir. Birinci mide, yemek borusundan oluşmuş bir torbadır. Görevi, besinleri memelilerdeki gibi mide özsuyunun salgılandığı yer olan asıl mideye (ikinci bölüm) geçirmeden önce depolamaktır. Üçüncü bölüm çok daha küçüktür ve türden türe değişik olabilmektedir. Sindirim sağlayıcı salgılama burada da sürer. Son derece uzun olan sindirim yolunun geri kalan kısmı farklılaşmamış durumda olduğundan, ince bağırsağın nerede kalın bağırsağa dönüştüğünü saptamak güçtür.

Böbreklerin dikkat çekici bir özelliği vardır. Her biri ayrı bir böbrek görevini yapan lopçuklara bölünmüşlerdir. Bir yunus-balığında 400, iri bir balinada ise 3 000 kadar böbrek lopçuğu bulunabilir. En az lopçuk tatlı su yunuslarında bulunur. Bu nedenle, lopçuk sayısının çokluğunun tuzlu deniz suyunda yaşamakla ilgili olduğu öne sürülmüştür. Sidik çıkarma, birçok türde iyi bilinmeyen bir konudur. Omurgasız hayvanları yiyerek beslenenler (örneğin, küçük karides ve benzeri kabukluları yiyen dişsiz balinalar) besinleri çok tuzlu olduğundan organizmalarında biriken fazla tuzu atmak zorunda kalırlar. Balıkların kimyasal yapılarında su oranı çok yüksek olduğu için, balıkla beslenen türlerin, kara. memelileri çapında bir tuz atma sorunu yoktur.

Memeli balıkların kaç yaşında eşeysel olgunluğa eriştikleri konusu çok tartışılmıştır. Erginliğin gökbalinada erkenden (3 yaşında) başladığı saptanmış olup, dahi iri cinslerde 5-6 yaş civarında, küçük türlerde ise bundan bir iki yıl daha, erken gerçekleştiği sanılmaktadır. Gerek erginliği, gerekse ömür uzunluğunu saptayabilmek için yaşları doğru olarak hesaplamak gerekir. Bu amaçla düzenlenmiş birçok yöntem varsa da, sonuçlar pek bir-birini tutmamaktadır.

Genel görüş, en iri balinaların 30, domuz-balıklarının ise 15 yıl kadar yaşadıkları yolundadır. Gebelik süreleri oldukça değişiktir. Küçük yapılı dişsiz balinaların gebelik süresi daha uzundur. Gök-balinanın gebeliği 9, hatta 8 ay gibi kısa bir süredir. Gebelik Fin balinası (Balaenoptera physalus) nda 10 ay, kambur balina (Megaptera novaeangliae) gibi daha küçük balinalarda ise bir yıl kadar sürer. Dişli balinaların gebelik süreleri, türlerin büyüklüğü-ne göre değişir. Küçük yapın olan domuz balıklarıyla yunus balıklarının gebelik süreleri bir yıl kadardır. Daha büyük yapılı türlerin gebelik süreleri daha uzundur. Bu süre ispermeçet-balinasında 16 aya ulaşır.

Memeli balıkların çoğu, hep aynı mevsim süresince çiftleşirler. Kimi türler her mevsimde çiftleşebilirler. Bazılarının çiftleşme zamanı göç mevsimleriyle ilgilidir. Bu tür memeli balıklar, yeni doğmuş yavrularının ılık sularda en iyi biçimde beslenip büyüdükten sonra daha soğuk denizlere gitmelerini sağlamak amacıyla, çiftleşme mevsimlerinin zamanını ayarlarlar. Yunusların çoğu, göçücü olmadıkları halde belirli zamanlarda çiftleşirler.

Memeli balık türlerinin çoğu en az 6 ay süreyle süt verirler. Sütlerinin besleyici değeri çok yüksektir; % 50 kadarı yağ, % 10-12′ si ise proteindir. Bu süt, yavrunun hızla gelişmesini sağlar. Akvaryumlardaki gözlemlerden bu balıkların üreme sırasında akıllı bir hayvandan beklenebileceği gibi davrandıkları anlaşılmıştır. Çiftleşme sırasında eşeysel uyarmayı sağlayabilmek için çok çeşitli hareketler yaparlar. Normal heteroseksüel düzenin yanı sıra homoseksüel ve türler arası çiftleşmeler de görülür. Bu gibi davranışların, doğal ortamlarında yaşayan memeli-balıklarda da görülüp görülmediği bilinmemektedir. Ancak, türlerin çoğu büyük sürüler halinde ve belirli bir çift kurma eğilimi olmaksızın dolaştıklarına göre, eşeysel davranışın gelişi-güzel, türler arası karşılıklı ilişkilerin ise büyük bir grup içinde serbest olması gerekir.

Yavrunun doğuşuyla birlikte o grubun bireyleri arasında karşılıklı ilişkiler başlar. Dişi memeli balık doğduktan sonra, yavrusunu öteki balıkların yanında bırakarak grubundan ayrılır. Grubun öbür dişi bireyleri bu yavruya çok iyi bakarlar. Solunması için ilk kez su yüzüne çıkmasına bile yardım ederler.

Memeli balıkların çoğunda yardımlaşma eğilimi görülür. Hastalanan ya da yaralanan bir memeli balığa, öbür memeli balıklar yardımcı olmaya çalışırlar. Örneğin, bu durumdaki bir balık, solunması için sık sık su yüzüne çıkarılır. Bu solunma yardımı, hasta hayvan iyileşinceye ya da ölünceye dek sürer. Ölen balıklar ve özellikle ölü doğan yavrular da aynı şekilde, sık sık su yüzüne çıkarılırlar. Memeli balık türlerinin birçoğunda görülen bu davranış, solunma gereksinmesiyle su yüzüne çıkışın bilinçli olarak birleştirildiğini gösterir.

Solunmak için su yüzüne çıkmayı sağlayacak hareketleri yapamayan balık, boğulup öleceğinden, memeli balıklar bu boğulmaya önlemek için hasta ve yaralı olanlara yardım ederler. Bu özel davranış biçiminin, uyumak için su üstünde kalabilen ve yalnız yaşamaya eğilimli türlerde de olup olmadığı henüz bilinmemektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.