Kaplumbağa Nedir? Kaç Yıl Yaşar? Türleri ve Özellikleri

Kaplumbağa Nedir? Kaç Yıl Yaşar? Türleri ve Özellikleri
Kaplumbağa Nedir? Kaç Yıl Yaşar? Türleri ve Özellikleri

Kaplumbağaların yavaşlığı atasözlerine konu olmuştur. Üstelik kapan kamplumbağa’ların dışındakilerin hiç bir saldırı silahının olmayışı göz önünde tutulursa, bu hayvanların dünya yüzünde 200 milyon yıl tükenmeden kalabilmelerine şaşmamak elde değildir. Düşmanlarından korunabilmelerinin, dolayısıyla de tükenmemelerinin sırrı, onlara hem barınak vazifesi gören, hem de onları koruyan boynuz maddesinden sert kabuklarıdır tabi. Kaplumbağaların kabuğuna hem ev, hem de zırh gözüyle bakmak doğru olur.

Muhafazakar kaplumbağalar: Kaplumbağalarda zırhın yer etmesine yol açan değişiklikler hesap edilemeyecek kadar çok yıl önce, dünya yüzünde henüz timsah, kertenkele ve yılan olmadığı bir çağda başlamıştır. O devirde henüz kuşlar ve memeli hayvanlar yoktu. Dinozor’lar bile ortaya çıkmamıştı. Amfibyumlar ve sürüngenlerden bazıları şüphesiz vardı, ama bunlar da bugün gördüklerimize fazla benzemiyordu. Bundan 200 milyon yıl önce bütün omurgalı hayvanların arasında yalnız kaplumbağa bugünkü şeklini almış bulunuyordu. Bu kaplumbağa tipi bugüne kadar gelerek «Testudinata» veya öbür adıyla «Chelonia» takımına giren sürüngenleri meydana getirdi:

Bu uzak çağlardan beri kaplumbağanın yapısındaki değişiklikler devede kulak kalmıştır. İlk çeşit daha ileri türlere yer vermiş, fakat ana kökten, kaplumbağalıktan ayrılan dallar çıkmamıştır. Yılanboyunlu kaplumbağalar denilen bir grup, boynunu vücudunun önünde kıvırmak suretiyle kafasını korumaya devam etmiştir. Daha başarılı bir başka grup, kafayı korumanın daha iyi bir yolunu bulmuş ve kafayı, dikey bir «S» biçimli bir tertiple kabuğun içine çekmeye başlamıştır.

Kutu kaplumbağaları diyebileceğimiz bir başka grup olan «Terrapene» ler daha da ileri gitmiştir. Kabuğunun alt yarısının önünde ve arkasında menteşevari bir tertibin gelişmesi sayesinde, bu tür, kafasını ve kuyruğunu içeriye çekmek inık’anına kavuşmuştur.

Bazı kaplumbağalar, arnfibyum’luktan sürüngenliğe geçme eğilimini ters çevirerek suya dönmüşlerdir. Aralarında en iri birkaç kaplumbağa da bulunan bunlardan bazılarında ayaklar yüzgeç şeklini almış ve bu türler okyanus hayvanı olmuşlardır. Başka kaplumbağalar tatlı sulara dadanmışlar, daha fazlası karalarda kalmış, ya da karayla su arasında mekik dokumaya başlamıştır.

Kaplumbağalar bütün kıtalara ulaşmayı başarmışlarsa da, sayılı bölgelerde rahat ederek çoğalabilmişlerdir. Birleşik Amerika’da, okyanus türleri dahil, elli kadar kaplumbağa türü vardır. Bütün Avrupa’daki tür sayısı yedidir, bunlardan başka beş deniz kaplumbağası da kıtanın kıyılarına uğramaktadır. Yakın çağlarda İngiltere’de kara ve tatlı su kaplumbağası görülmemiştir.

Kaplumbağanın kuş gagası gibi boynuz levhalarıyla örtülü dişsiz çeneleri vardır. Vücudunu örten hareketsiz kabuk, sırt ve karın kabuğu olmak üzere iki tanedir. Kabuk kemiksel yapıda olmakla beraber, bağa denilen boynuz levhalarıyla örtülüdür. Sırt kabuğu az veya çok kubbeli, karın kabuğu ise yassıdır. İki kabuk, türüne göre ya bütün hayat boyunca yumuşak kalan, ya da kemikleşen bağlarla birbirine bağlıdır. Böylece sırt ve karın kabukları, yalnız kafayı, bacakları ve kuyruğu açıkta bırakan bir nevi kutu meydana getirir.

Hayvanın boynu, bacakları ve kuyruğu da pullu bir deriyle örtülüdür. Savunma bakımından birçok avantajları olan kabuk, kaplumbağaların hareketlerini sınırlanmaktadır. Kaplumbağalar toprakta oyuklar açabilirlerse de, hiç biri, birçok kertenkelelerle yılanların yaptığı gibi, kumun içinde süzülür gibi yürüyemez. Kaplumbağalar, yılanlarla kertenkelelerden farklı olarak ağaca da tırmanamazlar. Uçamadıklarını ve bazı kertenkelelerle yakın zamana kadar bir yılanın yaptığı gibi, havada kayamadıklarını da söylemeye hacet yoktur.

Erginleri ister karada, ister suda yaşasın, bütün kaplumbağalar yumurtalarını topraktaki deliklerin yumurtlarlar. Kara kaplumbağalarının yumurta kabuğu kalkar, su kaplumbağalarınki ise derimsidir. Yumurta sayısı birçok türlerde, dişinin bir yılın içinde birkaç defada yumurtlaması neticesi, birkaç yüze yükselir. Bu yumurtalar yandaki oyukların içine yumurtlandıktan sonra, üzerleri toprakla örtülür ve kendi hallerine terkedilirler.

Kaplumbağalar uzun ömürlüdür: Kaplumbağalar öbür hayvanların hepsinden daha uzun yaşarlar. Eldeki deliller Mauritus adasındaki bir kaplumbağanın 152 yıl yaşadığını göstermektedir. Kaza sonucu öldürülmeseydi, rahatça yüz yıl yaşayabilecekti. Hiç bir kuş ve hiç bir memeli bu rekora yaklaşamaz.

Kaplumbağalar yumurtanın içindeyken, ya da yumurtadan henüz çıktıkları sırada daha naziktirler. Yumurtanın kabuğu önceleri yumuşaktır, fakat bir, iki yıl sonra sertleşir ve kalınlaşır. İlk kritik birkaç yılı atlattıktan sonra, birçok kaplumbağalar ileri yaşlara kadar yaşarlar. Adi kutu kaplumbağası (Terrapene carolina), çok kere yarım yüzyıldan fazla yaşamaktadır. 123 yaşına kadar yaşayanı da görülmüştür.

Dev kara kaplumbağaları: Dev kara kaplumbağaları, eski çağların kaybolan sürüngenlerinin en garip kalıntılarıdır. Bu kaplumbağalar hayvanat bahçesi

Kaplumbağalar hayvanların en yumuşak başlıları arasındadır. Dişten yoksun boynuz maddesinden gagaları, otçul yiyecek rejimleri, sümüklü böcek gibi içine çekilebildikleri kabukları ve hele hareketlerinin yavaşlığı kimsede korku uyandırmaz, Üstelik dev kara kaplumbağaları, etlerinin ve yumurtalarının lezzeti ile ün salmışlardır. Bu kaplumbağalar bu yüzden hemen her yerde çok avlanılmaktadır, birçok türlerinin soyu tükenmeye yüz tutmuştur.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.