Bukalemun Nedir? Türleri Ve Özellikleri Nelerdir? Resimli

Bukalemun Nedir? Türleri Ve Özellikleri Nelerdir? Resimli

Bukalemunları öbür kertenkelelerden ayıran en büyük fark, ayakların, dilin ve gözlerin alışılmamış biçimi ve renk değiştirme konusundaki büyük yetileridir. Ne var ki renk değiştirme konusundaki ünleri, gerçek olanaklarıyla karşılaştırıldığında oldukça abartmalıdır.

Dinlendikleri sıradaki renkleri yeşilimsidir ya da kestane rengine çalar ve bir bukalemunun alabileceği renk tonları, bireyden bireye değişir. En sık rastlanan renkler sarı, yeşilin çeşitli tonları, kestane rengi, kiremit kırmızısı ve siyahtır. Renk, bütün bedeni kaplayabileceği gibi, düzensiz olarak yan yana gelmiş birçok renkte, çizgi ya da benek biçiminde de ortaya çıkabilir. Renklerin düzeni türden türe, hatta aynı tür içinde, bireyden bireye değişebilir.

Bukalemunun renk değiştirmesinde rol oynayan çeşitli etmenler vardır; bunların en önemlileri, sıcaklık, içinde bulunulan çevredeki ışık miktarı ve hayvanın ruhsal durumudur. Bukalemunlar yalnızca çevre renklerine uymak için renk değiştirmezler. Sözgelimi, soğuk gecelerde çok açık renkli; buna karşılık kızgın güneş ışığında çok daha koyu renkli, hatta (hayvan siyah renge bürünebiliyorsa) Siyah olurlar. Ayrıca ruhsal durum da önemli bir öğedir:

Sözgelimi telaşa kapılan bir bukalemun, yalnızca çevre renklere uymamakla kalmayarak, düşmanlarının daha da kolay algılayabilecekleri bir renge bürünebilir. Renk değiştirme, özel deri hücreleri tarafından gerçekleştirilir. «Kromatofor» adı verilen bu hücrelerin biçimleri düzgün değildir ve her hayvanın yetisine bağlı olarak, tanecikler halinde boyamaddeleri içerir.

Yeşil, mavimsi kurşuni boyamaddeleri hareketsizdir; buna karşılık koyu renk boyamaddesi melanin, kromatofor içinde hareket eder. Bir bukalemun özel bir duruma tepki gösterdiğinde, melanin, sinirler tarafından kromatoforlara iletilen uyarılara bağlı olarak hareket eder, bütün hücreye yayılır ve. kestane renginin en açık tonlarına boyar; ya da, tersine, melanin iyice büzülür ve hayvanın daha açık renk görünmesine neden olur.

Yine renk değiştirebilen, bu nedenle de bukalemun olmadıkları halde bazen «bukalemun» diye adlandırılan iki kertenkele türü daha var-dır: Çokrenkli agama ya da alaca agama (Ca/o-tes versicolor); Amerika yalancı bukalemunu (Anolis carolinensis). Ayrıca, başka iguanagiller ve bazı agamagiller de renk değiştirebilirler. Öte _yandan birçok balık da renk değiştirebilir; hat-ta bazı *balık türleri, bu işi bukalemunlardan çok daha hızlı başarırlar.

Bukalmungillerin dağılımı:  4 cinste topla nan 90 türden oluşan bukalemungiller ailesinin bütün üyeleri, Eski Dünya’da (yaklaşık yarısından çoğu Madagaskar’da, geri kalanların çoğuysa, Büyük Sahra çölünün güneyinde) yaşarlar. Ayrıca, bukalemun (Chamaeleo chamaeleon) türüne, Akdeniz bölgesinin İspanya ile Suriye arasında uzanan kesiminde, çok az türe de Asya’da rastlanır. Bukalemunların büyük bölümü Chamaeleo cinsinde toplanır; bunlar ağaçlarda yaşayan ya da makiliklerde toplanan hayvanlardır. Brookesia cinsine girenler, yer altında ya da kayaların altında yaşarlar; öbür iki cinse (Leandria ve Evoluticauda) girenlerin kuyrukları, Chamaeleo cinsine girenlerinki gibi kavrayıcı değildir.

Bukalemunların Genel özellikler. Bukalemunların uzunluğu çoğunlukla 30 santimetre kadardır; Ama Afrika’da, yalnızca 8 santimetre kadar uzunlukta cüce türlere de rastlanır. Yaklaşık 60 santimetre uzunluğunda dev bir türse, Doğu Afrika ve Madagaskar’da yaşar. Bukalemungiller ailesinin ağaçta yaşayan üyelerinin parmak yapıları, hayvanların ince dallara sağlam olarak tutunmalarına olanak verecek biçimde gelişmiştir. Gerçekten, parmakların ikisi bir yanda, üçü karşı yanda, bir kerpeten ya da kıskaç gibi birbirini karşılayacak bir konumdadır. Her parmağın ucunda bir tırnak vardır; öndeki parmakların tırnakları dıştadır; arkadaki parmakların tırnaklarıysa içeriye kıvrıktır.

Bukalemunun ayakları ağaçta yaşamaya çok iyi uyarlanmıştır; bunun sonucu olarak bukalemunlar yerde çok acemice ve güçsüz hareketler yaparlar; o yüzden de, çoğu yalnızca bir başka ağaca çıkmak ya da yumurtalarını gömmek için yere inerler. Ayakları toprağı kazmaya değildir; bu nedenle, dişiler için yumurtaları gömmek çok güç bir iştir.

Bukalemunların ağaçta yaşamaya başka bir bedensel uyumları da kuyruklarının kavrama yeteneği kazanmasıdır. Gerçekten, bukalemungiller, kertenkeleler arasında kavrayıcı kuyruklu tek ailedir; kuyruk, bukalemunların ağaçta denge sağlamasına çok yardımcı olur.

Bir bukalemun bir dal üstünde yürürken, dalın çevresini hafifçe yassı kuyruğuyla sararak başka bir dayanak noktası elde eder. Ayrıca, bukalemunlar öbür kertenkeleler alttakımı üyeleri gibi kuyruklarını yitirmezler. Daha çok böceklerle ve başka hayvanlarla beslenirler; fırlak, birbirinden bağımsız gözler ve uzun dil, avlanmalarında başlıca rolü oynar.

İri ve fırlak gözleri, gözbebeğinin yerleştiği çok küçük bir açıklık dışında, bütünüyle gözkapağının içinde kalır. Bu açıklık çok küçük olduğundan bukalemunlar, çevrelerine bakmak için göz yuvarlağını bütünüyle döndürürler. Aynca, gözler birbirinden kesinlikle bağımsızdır:

Bu özellik, hayvanın bir gözüyle bir yöne, öbür gözüyle başka yöne bakmasına olanak verir; üstelik çok garip görünse de bu bakma yöntemi, bukalemunun başını hiç çevirmeden çevreyi enine boyuna incelemesini, aylarını görmesini saklar. Kertenkeleler alttakımının öbür üyelerine oranla bukalemunların yürüyüşü çok yavaştır. Bir dal üstünde en çok dakikada 12 adım hızla yol alırlar. Ayrıca ava çıktıklarında da inanılmaz derecede yavaştırlar:

Uzun süreler hareketsiz kalır, çevrelerinde ve ulaşabilecekleri uzaklıkta av bulunup bulunmadığını anlamak için yalnızca gözlerini oynatırlar. Yakınında bir böcek gördügünde, bukalemun gözlerini ona diker ve kendine özgü yürüyüşüyle, hissettirmeden avına doğru ilerlemeye başlar. Bir ayağını yavaşca öne attıktan sonra dal üstünde öne ve arkaya doğru sallanır; sonra gene çok yavaşca öbür ayağını atar, öne ve geriye doğru sallanır; bu, avını yakalayabilecek yakınlığa erişinceye kadar sürer. (Bedenlerinin yanları şaşılacak derecede yassı olduğundan, bukalemunlar avlarına doğru ilerlerlerken, rüzgâr etkisiyle dalgalanan bir yaprak kümesi izlenimi verirler). Avına iyice yaklaşınca, korkunç silahını kullanır:

Dışarıya fırlatabildiği ve toplam bedeninin (kuyruk dışında) bir buçuk katı uzaklığa saniyenin üçte biri kadar kısa bir sürede ulaşabilen dil. Dilin ucu, böcekleri tutan yapışkan bir maddeyle kaplıdır.

Dilin dışarı fırlatılma mekanizması yuvarlak kasların, böceği yakalama mekanizmasıysa uzun, düz kasların kasılmalarıyla gerçekleşir. Dil, havada asılı kalmasına yetecek kadar bir hızla dışarı fırlatılır; ama dışarda hareketsiz kalacak olursa, ağırlığının etkisiyle aşağı doğru bel vererek kıvrılır. Hayvan dilini geri çekmek için bütün dil boyunca uzanan çok uzun bir ikinci kas sistemini kullanır ve dilini geri çekmek için çok daha uzun bir zaman harcar.

Dilin özel çalışma biçimi nedeniyle, bukalemunlar yerde avlandıklarında oldukça önemli güçlüklerle karşılaşırlar: Pislikler; başka engeller; vb.

Söz konusu özel uyarlanmaların dışında, çeşitli bukalemun türleri arasında başka farklar da vardır. Sözgelimi bazılarının kafasında, kerniksi bir çikıntıdan oluşan ve ömür boyu düşmeden kalan boynuzlar bulunur. Kenya dağlarında yaşayan Jackson bukalemunu ya da Kenya bukalemununun (Chamaeleo jacksoni) ve Kongo’da yaşayan: Owen bukalemunu ya da Kongo bukalemununu (Charnaeleo oweni) üç boynuzu vardır; buna karşılık bazı türlerin, bir ya da iki boynuzu bulunur; bazılarındaysa boynuz yoktur.

Boynuzların uzunluğu, küçük kabarcıklardan, hayvanın başının uzunluğuna eşit çıkıntılar arasında değişir. Birçok bukalemunun sırtı boyunca ya da boğazı altında, boyutları ve sayıları türden türe değişen, küçük boynuzsu pullardan oluşan bir karina görülür.

Erkeklerin karinaları dişilerinkine oranla daha gelişmiştir; karinalarını, çiftleşme döneminde rakiplerini korkutmada ve kendi topraklarını savunmada kullandıkları sanılır. İki rakip bukalemun, her biri ayrı bir dalda karinalarını dikleştirerek ve çok kızmışlarsa renk değiştirerek, karşı karşıya gelirler.

Bazı türlerde rakipler, birbirlerinin üstüne yürüyerek dövüşürler. Boynuzsuz bireyler sırtlarını kamburlaştırırlar ve birbirlerini daldan aşağı düşürmeye çalışırlar. Dişilerin cinsellik organının ucunda, çiftleşme sırasındaki spermaların toplanması için bir kese bulunur; spermalar, döllenme dönemine kadar, birkaç ay bu kesede saklanır.

Dişiler yumurtalarını yerdeki deliklere ya da yıkıntı kovuklarına gömerler. Yumurta sayısı, türe bağlı olarak 2-40 arasında değişir; olgunlaşma süreleri yaklaşık üç ay kadardır. Güney Afrika’da yaşayan bazı bukalemun türlerinde, yumurtalar dişinin bedeni içinde açılır ve yavrular yalnızca ince bir zarla örtülü olarak annenin bedeninden dışarı atılır.

Bukalemunlar birçok hayvana av olurlar; ama asıl düşmanları yılanlar ve kuşlardır. Yerli halkların bazıları, garip davranış biçimleri ve garip görünüşleri nedeniyle çeşitli bukalemun türlerinin şans getirdiğine inanırlar. Gerçekten, bazı halklar bukalemunları korur ve onlara bakarlar; ama hayvanlar ölünce de, onları yer ya da kuruttuktan sonra muska, nazarlık gibi kullanırlar. Ortaçağ’da da bukalemunlar, ilaç yapımında, ilaç olarak kullanılan çeşitli karışımlarda kullanılmışlardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.