Şanlıurfa Hakkında Bilgi? Şanlıurfa Tarihi Ve Tarihi Yerleri

Şanlıurfa Hakkında Bilgi? Şanlıurfa Tarihi Ve Tarihi Yerleri
Şanlıurfa Hakkında Bilgi? Şanlıurfa Tarihi Ve Tarihi Yerleri

Urfa’nın Tarihçesi : Şehrin tarihi peygamberler ülkesi olarak çok eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Arami. Part, Roma, Bizans ve Arap (VII. yüzyıl) dönemlerin’ yaşamıştır. İlk kez 28 Şubat 1087 tarihinde Selçuklu Komutanı Bozan tarafından Türk topraklarına katılmıştır. 1098 yılında Haçlıların eline geçen şehir de 1146 yılına kadar Fransız kontluğu elinde kalmıştır. 1182 yılında Selahattin Eyyübi’ye geçen şehir 1244 yılına kadar Bestigin Beyliğine ait olmuştur. 1244 yılında Moğol saldırısına uğramıştır. Sonra Memlük yönetimine geçen şehir 1516 yılında Yavuz Selim tarafından Osmanlı ülkesine katılmıştır.

Osmanlı zamanında “Rakka” Beylerbeyliğinin merkezi olmuştur. Şehre bu dönemde takılan “Ruha” adı tutulmamıştır. 1818 yılında Halep eyaletine bağlı sancak, I. Dünya Savaşı başında ise bağımsız sancak olmuştur. 7 Mart 1919 tarihinde İngiliz işgaline uğrayan şehir 7 ay 25 gün sonra 1 Kasım 1919 tarihinde Fransızlara bırakılmıştır. Bu işgal de 9 Şubat 1920 tarihine kadar sürmüştür. Bundan sonra iki ay süren Ermeni kıyım’ kırılarak şehir 10 Nisan 1920 tarihinde kurtanlmıştır. 21 Ekim 1921 Ankara Antlaşmasıyla Türkiye’ye geri verilmesi kabul edilmiştir.

23 Nisan 1920 tarihinde ilk Meclise seçilen Urfa milletekilleri Ali Saib, Hacı Haya-li, Hacı Mustafa, Pozan ve Esat Beylerdir. 1923 yılında il olmuştur. İlk valisi Fuad Beydir. 2 Ağustos 1957 tarihinde 46°2 ısı ile Türkiye’nin en sıcak yeri olmuştur. 1984 yılında adı “Şanlı Urfa” oldu.

Tarihi Yapılar:

1). ARKEOLOJİ MÜZESİ : Şehitlik semtindedir. 1961 yılında yapımına başlanan binada 1968 yılında Arkeoloji Müzesi olarak açılmıştır. Müzenin bahçesinde Harran üniversitesine ait kalıntılardan sütunlar ve diğer eserler, Romalılara ait yivli sütunlar, hey-keller, kabartmalar ve steller, nakışlı mezar taşları, İslam dönemine ait küfi ve Arapça yazıtlı mezar taşları, yazıtlar, Hitit ve Pers eserleri yer almıştır. Binada ise Urfa ve yöresinde bulunan Bizans mozayikleri, Süryani ve Roma hey-kelleri, vitrinler içersinde prehistorik (tarihöncesi) çağa ait çanak, çömlek ve bakır eserler, süs eşyaları: Selçuklulara ait kaplar, süs eşyaları, etnoğrafik eserler, el yazması Kur’an, duvarlarda çeşitli yazı levhaları bulunmaktadır.

2). HALİL RAHMAN CAMİSİ : Şehrin güneybatısında, Ayn Zeliha (Zeliha kaynağı) gölü kenarındadır. Urfa’nın en güzel eseridir. 1211 yılında Melik Eşref Muzaffereddin Musa tarafından yaptırılmıştır. Halk tarafından “Makam Camisi” adı ile de tanınmaktadır. Kesme taştan yapılmıştır. Ufak kubbelerle örtülüdür. Caminin güneydoğusunda dört köşeli olan tek şerefeli minaresi yer almıştır. Kuzey ve batı yüzünde bulunan yazıtlar hicri 608 (miladi 1211) tarihlidir. Batısında ve göl kenarında medresesi yer almıştır. Cami yanındaki 20×150 m. boyutundaki havuzda bulunan kutsal balıkların Hz. İbrahim için yakılan ateşin küllerinden meydana geldiğine inanılmaktadır.

3. HASAN PADİŞAH CAMİSİ : Halil Rahmanbaşı semtinde, kale eteğindedir. 1499 yılında Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan (Hasan Padişah) adına Şeyh Yakup tarafından yaptırılmıştır. II. Selim zamanında onarılmıştır. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Ufak bir kubbe ve düz bir danla örtülüdür. Bahçesi sütun ve kemerli bir galeri ile çevrilidir. Cami bitişiğinde bulunan Toktemur Mescidi caminin eki durumundadır.

4). HAZRETİ EYÜP MAĞARASI : Urfa’nın 2 km. güneyinde, Eyyübiye Mahallesinde, Akçakale yolu üzerinde, tepe üzerindedir. Kutsal ziyaret yerlerindendir. Sabrın sembolü olan Peygamber Hz. Eyüp’ün cüzzam hastalığına yakalandıktan sonra uzun yıllar içersinde büyük bir sabırla yaşadığı ve eşi tarafından tedavi edildiği mağaradır. Halk arasında sabırsız ve sinirli çocuklar için Şifa yeri olarak ziyaret edilmektedir. Halk mağaranın duvarlarına taş yapıştırıp dileklerinde bulunmaktadırlar. Burada mağara, kuyu ve Osmanlılara ait bir cami yer almıştır.

5). HAZRETİ İBRAHİM MAĞARASI : Urfa kalesi eteğinde, göl kenarında ve Eyüp mağarasının daha aşağı kısmındadır. Kutsal ziyaret yerlerinden biridir. “Makam Mağarası” adı ile de tanınır. Yan yana bulunan iki mağaradan sağda olanı Hazreti İbrahim’in doğduğu ve beyaz bir ceylan ta-rafından beslendiği mağara; solda olanı ise annesi Zeliha’ya ait bir mağara olduğu söylenmektedir. Putperest bir ülkede tek tanrı fikrinin öncüsü bir peygamber olarak M.Ö. XVII. yüzyılda yaşamış Hz. İbrahim’in doğup büyüdüğü mağaradır. Burada tek şerefeli bir minaresi olan cami 1970 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü ile UNESCO tarafından Suriye’den gelecek hacı kafileleri için restore edilmiştir. Halkın benimsediği Hz. İbrahim’i çekemeyen kötü hükümdar Nemrud tarafından yakılmak istendiği yerde birden o anda meydana gelen Ayrı Zeliha (Zeliha kaynağı) gölü kutsal bir su olarak kabul edilmektedir. Bir kanalla bu gölden Halil Rahman Camisi yanında bulunan 20×150 m. boyutundaki havuza kadar su getirilmiştir.

6). PEYGAMBER CAMİSİ : Kanberiye Mahallesindedir. Süryani papazlarından Cercis tarafından XII. yüzyılda bir kilise olarak yaptırılmıştır. Hacı Mehmet Çarkoğlu tarafından onartılarak camiye çevrilmiştir. Bu nedenle “Çarkoğlu Camisi” adı ile de tanınmaktadır. Caminin duvarlarında Süryanice birçok yazıt bulunmaktadır. Bahçesi ise sütun ve kemerli bir galeri ile çevrilidir

7. RIDVANİYE CAMİSİ: Balıklı gölün kıyısında bulunmaktadır. 1736 yılında Rakka (Urfa) Valisi Ahmet Rıdvan (Rızvan) Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami ayrıca “Rızvaniye Camisi” adı ile de tanınmaktadır. Üç kubbe ile örtülü olan bir camidir. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Caminin yapımı ince sanat işçiliğiyle maktadır. Bahçenin kuzeyinde medrese ile kitap sarayı bulunmaktadır.

8. URFA KALESİ : Şehre bakan Darnlacık dağının kuzey eteğinde bulunan bir tepe üzerindedir. Romalılar tarafından yaptırılan iç kale zamanla genişletilmiştir. Dış kale ise Haçlılar zamanında büyütülerek restore edilmiştir. Dörtgen şeklindeki dış kale ile daire şekilli iç kale arasında Urfa şehrinin uzandığı görülmektedir. İç kale kayalık bir tepededir. Yontma taştan yapılmış 10-15 m. yüksekliğinde 25 burcu vardır. Kaleye girişi temin eden demir kapısı batıdadır. Kuzey, batı ve doğu kısımları yakın kayalıklarla çevrilidir. Yalnız güney kısmı su hendeği ile çevrilidir. 1,5 km. boyundadır. İç kalenin şehre bakan kısmında bulunan 3,5 m. aralıklı 17,25 m. boyunda yontma taştan yapılmış iki yuvarlak sütun, Hz. İbrahim’in Nemrud tarafından ateşe atılmış olduğu mancınığın ayakları olarak kullanılmış olduğu söylenmektedir. Doğudaki sütun üze-rinde hicri 309 (miladi 922) tarihli Süryanice yazıtta “Ben Eftuhaym, güneşin oğluyum. Bu sütunlarla üzerindeki heykeli (Bu heykel bugün yerinde yoktur) Kral Mcnon’un kızı olan Kraliçe Selmet için yaptırdım” yazılıdır. Dış kale ise ovadaki düzlükte olup doğuda Bey, batıda Samsad ve Harran adlı üç kapısı vardır. Kalenin batısında Nemrut’un tahtı (mezarı) adı ile tanınan Der-Yakup kilisesi Araplar tarafından sonraları kalenin korunmasında bir karakol olarak kullanılmıştır.

9). ULU CAMİ : Şehrin ortasında, Yıldız meydanındadır. Saman dinine ait bir tapınak olarak kurulmuştur. Zamanla Nemrut’a saray olmuş-tur. Hristiyanlığın ilk yayılışında “Kızıl (Dermesik) kilise” adı ile kiliseye çevrilmiştir. İslamlığın ilk yayılışında da cami haline getirilmiştir. Taşlarının rengi nedeniyle “Kızıl Cami” ve büyük bir cami olması nedeniyle “Ulu Cami” adları ile tanınmaktadır. Son cemaat yeri 14 sütun üzerine tonozla örtülüdür. Mihrap kısmı ufak bir kubbe ile diğer kısımları iki sırada 1 l’er sütun üzerine düz dam ile örtülüdür. Camiden ayrı olarak bahçenin kuzeyinde sekiz köşeli bir taban üzerine yükselen kesme taştan yapılmış kalın minare hicri 1096 (miladi 1684) onarım tarihlidir. Eskiden çan kulesi, sonra cami minaresi olarak kullanılmış olan bu minare şimdi saat kulesi olarak kullanılmaktadır. Bahçenin doğusunda 1192 yılında Selçuklu Sultanı Selahaddini Eyyübi adına Melik Selahattin Yusuf tarafından yaptırılan Selahattin Medresesi bulunmaktadır.

İlçeler:

AKÇAKALE:

HARRAN : Urfa’nın 40 km. güneydoğusunda, Altınbaşak (Harran) ilçesinde bulunan putperest çağın en büyük şehrine ait kalıntılardır. 2000-M.S. 1300 yılları arasında bir yerleşme yeri olarak kullanılmıştır. Asur, Hellenistik, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi ve Moğol dönemlerini yaşamıştır. Moğollar şehri XIV. yüzyılda yıkmışlardır. Yunanlılar “Harran”, Romalılar “Carrhes”, Araplar “Arran”, kilise ilgililer( “Hellenopolis” adını vermişlerdir. Ortaçağda Sabiarı tarikatına ait bir putperest kent iken yıldızlara tapılırdı. 1516 yılında Osmanlıların eline geçince Harran bir yıkıntı halinde idi. Bugün bu kalıntılar an kovanı (külah) görünümlü evlerie bir arada turistlerin dikkatini çekmektedir. Kalıntılar genellikle Asur, Roma ve Bizans eserleridir. 1879 yılında Lawrence, 1930 yılında Creswell ve 1950 yılında Seton Lloyd tarafından birçok arkeolojik kazılar yapılmıştır. Ay tanrısı Sin adına yapılan büyük tapınak, dikdörtgen şeklinde 3 katlı ve taştan yapılmış kale. Hisarın güneydoğu duvarında 11 kenarlı ve 40 m. yüksekliğin-de kalmış gözetleme kulesi, şehrin çevreleyen 7 katlı Bizans surları ve Abbasilere ait Türkiye’nin en eski üniversitesi olan Harran medresesinin doğu kapılan ayakta olan kalıntıları bulunmaktadır. Kalenin güneydoğusundaki kemer ayakları ve doğu kapısı yanındaki hayvan ve av kuşu kabartmaları ile küfi yazılı Arap yazıtları yer almıştır.

B. BİRECİK:

BİRECİK KALESİ : Birecik’te ve Fırat nehrinin kalkerli kuzey yamaçlarında bulunmaktadır. Asurlular zamanında yapılmıştır. Memlüklular onartmışlardır. Kaleyi Yavuz Selim de Ömer Kalfa adlı bir ustaya onartmıştır. Büyük kesme taşlarla yapılmıştır. Çevresi 1500 m.dir. Şimdi yıkık bir haldedir. Tek kapısı kuzeydoğuya bakmaktadır. Kale içersinde cami, hamam, sarnıç ve yatır kalıntıları vardır. Batı, güney ve doğusu dik uçurum halindedir. Duvarları 30-40 in. yüksekliğindedir. 12 burç ve 2 gözetleme kulesi vardır. Şehri çevreleyen dış surların kalıntısından pek az bir şey kalmıştır.

C. HALFETİ:

RUM KALE : Halfettnin 4 km. kuzeyinde, Fırat nehri ve Merzime çayının birleştiği yerde, Fuarın batı kenarındaki yüksek ve yalçın kayalıklı bir tepe üzerindedir. M.Ö. VIII. yüzyıldan beri Asur, Urartu, Part, Roma, Bizans, Sasani, Arap ve Selçuklu dönemlerini yaşamıştır. Kale iki beden halinde yükselmektedir. Yarıya kadar toprağa gömülen kapıdan girilince meydana çıkılmaktadır. Burada bazı yapı kalıntıları ve su depoları bulunmaktadır. Yazıtı yoktur. Doğuya bakan bir duvarda bir kadın kabartması ve Latince bir yazı yer almıştır. İki katlı 8 burcu ve mazgalları yerinde durmaktadır. Kalenin suyu kuzeydeki Fırat’a inen merdivenden elde edilirdi.

Ç. SURUÇ:

EBA MÜSLÜMİ HORASANİ TÜRBESİ : Suruç’un 10 km. doğusundaki Ziyaret köyündedir. Şeyh Müslümi Horasani (Sürücil’ye ait olan bu türbe Selçuklular zamanında 1168 yılında yapılmıştır. Bugünkü duruma IV. Murat tarafından genişletilerek ve yeniden yapılarak getirilmiştir. Moloz ve kesme taşlarla yapılmıştır. Bir kubbe ile örtülüdür. Kapının sağında 25×35 m.lik siyah bir taş, su ile ıslatılarak ayna gibi kullanıp kendisini görmekle adağın yerine gelmesi inancı burasını önemli bir ziyaret yeri haline getirmiştir. Girişte bir bölme ile ayrılmış küçük odadaki sanduka Şeyh Eba Müslümi Horasani’ye ait olduğu sanılmaktadır. Soldaki karanlık odanın, cezaevi veya akıl hastaları için kullanılmış olduğu söylenilmektedir. Türbenin karşısındaki taş kubbeli ikinci türbe Şeyh Müslümi’nin kölesi Şeyh Sait’e aittir. Doğu bitişiğinde toprak damla örtülü olan kısa ve kalın minareli cami de 1168 yılında yapılmıştır. Bu cami bahçesi-ne açılan türbe kapısı, Selçuklu minaresine aittir.

D. VİRANŞEHİR:

1. CABEL ENSAR TÜRBESİ : Urfa’nın 30 km. güneydoğusundaki Yardımcı (Sumatar) bucağındadır. Hz. Mu-hammed’in yakını olan Komutan Cabel Ensar’ın 622 yılında yapılan bir Arap akınında şehit olduğu bu yerde yapılmış bir türbedir. Çeşitli onarımlardan sonra yazdı bile okunamaz bir hale gelmiştir. Bilhassa Selçuklular zamanında önemli onarımlar görmüştür. Şimdi önemli bir ziyaret yeri ol-muştur. Türbenin bitişiğinde bir cami yapılmıştır.

2. SUMATAR : Yardımcı (Sumatar) bucağının 28 km. doğusunda, Tektek dağlarında bulunan eski bir yerleşme yeridir. Asur. Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerini yaşamış olan bir yerdir. Buradaki köyün etrafında Asurlulardan kalma barınaklar ve Romalılara ait kaya mezarları bulunan mağaralar yer almıştır. Tepe üzerinde çok yıkık bir halde bulunan kale bir Asur eseridir. Kalenin kuzeybatısında 7 m. kadar yükseklikte bir Selçuklu eseri olan bir gözetleme kulesi, batıda Romalılara ait tapınak ile bitişiğinde bir gözetleme kulesi daha yer almıştır.

3. ŞUAYİP : Yardımcı (Sumatar) bucağının 12 km_ güneyinde ve Tektek dağları üzerindedir. Asurlulara ait eski bir yerleşme yeridir. ilk-çağda Süryani piskoposluğunun merkezi iken adı “Kefa” idi. Şuayip Peygamber tarafından kurulduğuna ait söylentilerle “Şuayip” adı ile de tanınmaktadır. Roma ve Bizans dönemini yaşamıştır. XIV. yüzyılda şehri Moğollar yakıp yıkmışlardır. Şehrin kalıntıları bir yığın görünümündedir. Bu dağlarda bulunan mağaralar, Peygamber Şuayip’in yaşadığı ve Harran’dan koyulan kötü kadınların barındıkları yerler olarak bilinmektedir. Burada 50×100 m. boyutunda bir kale bulunmak-tadır. Kilise ve tapınak ise Romalılara aittir.

Şanlıurfa’ya Ait Özet Bilgiler:

1. DİĞER ANTİK KENTLER:

Aslantaş: Arappınan’nın 9 km. güneydoğusundaki höyükte bulunan Asur dönemine ait antik kent. “Hadatu” adı ile de tanınır.

DİĞER KALELER:

Berber: Siverek’in 17 km. kuzeybatısında bulunan ve Memlük sultanı Kayıtbay’ın yaptırdığı kale (1483).

Çimdinli: Viranşehir’in 24 km. batısında kalehisar köyünde bulunan Roma dönemine ait kale.

Siverek: Siverek’te bulunan Asur dönemine ait kale.

Şuayip: Harran’ın 28 km. doğusunda,  Tektek dağları üzerindeki Şuayip antik 50-100 m. boyundadır.

MAĞARALAR:

Kırk: Şanlıurfa’nın 15 km. güneybatısında, Birecik yolunun güneyinde bulunan Roma izlerini taşıyan mağaralar.

Kızılin: Bozova’nın 27 km. batısında, Fırat nehrinin sağ ve sol kıyılarında bulunan, duvarlarında Asurlulardan kalma yazılar olan bir çok mağara.

Sarı: Birecik’in 18 km. kuzeydoğusunda bulunan, duvarlarında Asurlulara ait yazılar olan mağara.

Çabur: Halfeti’nin 6 km. batısındaki Köseler köyü yakınında bulunan büyük bir mağara.

Şanlı Urfa dinin merkez ilçesi ile birlikte şu 11 ilçesi vardır:

Merkez (1818),

Akçakale (1946),

Birecik (1923),

Bozova (1930),

Ceylanpınar (1981),

Halfeti (1954),

Harran (1987),

Hilvan (1926),

Siverek (1926),

Suruç (1923),

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.