Ulvi Cemal Erkin Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Ulvi Cemal Erkin Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?
Ulvi Cemal Erkin Kimdir? Hayatı ve Eserleri Nelerdir?

Ulvi Cemal Erkin Doğum: 14 Mart 1906, İstanbul Ölüm: 15 Eylül 1972, Ankara

Genç Ulvi Cemal Erkin, liseyi pekiyi derecede bitirdikten sonra 1925 yılında 19 yaşındayken, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı yarışmayı kazanarak ve giderleri de Devletçe karşılanmak üzere, öğrenim için Fransa’nın başkenti Paris’e gönderildi. O sıralarda, sanatsever değerli Türk Devlet Adamı Hasan-Ali Yücel ‘in de Fransa’da öğrenci müfettişi olduğu bir dönemde 1.5 yıl özel dersler alırken, arada bir Almanya’nın Bonn kentinde bulunan ilk öğretmeni Adinolfi’den de yararlandıktan sonra ünlü Paris Konservatuarına girme yarışmasını başarıyla kazanarak okumaya başladı. Burada Jean ve Noel Galldn kardeşler, İ. Boulanger’in piyano ve kompozisyon bölümlerini bitirdi ve diplomasını alarak 1930 yılında anavatanı Türkiye’ye döndü.

Genç Erkin, 1930 yılında Ankara Müzik Öğretmen Okuluna armoni ve piyano öğretmeni olarak atandı. Bundan sonra öğretmenliği yanında sıkı beste çalışmalarına da başladı. İlk aşamada Paris’te yazmaya başladığı büyük orkestra için «İki Dans» parçasıyla keman ve piyano için «Ninni ve Zeybek Türküsü-adlı parçalar, piyanoda Ferhunde Remzi, kemanda Necdet Remzi Atak virtüoz kardeşler tarafından başarıyla seslendirildi. Bir yıl sonra 1931’de piyano için «Beş Damla» eserini yazdı. Bu eser Ankara’dan başka Viyana, Berlin ve daha başka müzik merkezlerinde de başarıyla yorumlandı.

Ulvi Cemal Erkin, 1932 yılında, aynı okulun öğretim üyesi bulunan ve Erkin’in yaratılarını duygulu bir şekilde yorumlayan piyano virtüozu Ferhunde Remzi ile 29.9.1932 günü evlendi. Bundan sonra mutlu Erkin çifti, ömür boyu sanat yolculuğuna birlikte çıkacak, eserleriyle, yorumlarıyla yurtiçi – yurtdışı birçok konser sahnelerinde, sanat çevrelerinde tanınacak ve coşkuyla alkışlanacaktır.

Genç Erkin, mutlu yaşamını sürdürürken yeni yeni eserler vermeye başladı. 1932 – 1936 yılları arasında halk türkülerinden oluşan «Bülbül ve Ayın Ondördü», «Konçertino» ki, bu eseri önce eşi Ferhunda Erkin’le iki piyano olarak, sonra da Ferhunda Erkin’ce orkestra eşliğiyle Ankara’da seslendirildi. 1934,de büyük orkestra için bir bölümlü «Bayram» parçası, kendi yönetiminde Ankara’da, üç ay da sonra da Zeki Üngör yönetiminde Moskova Filarmoni Orkestrasıyla Bakü’de seslendirildi. 1935’te başladığı «Yaylılar-Dörtklsü» eserini bitirdi. ilk kez Ankara  Radyosunda, bir süre sonra Prag Radyosunda çalındı ve plâğa alınarak satışa işe çıkarıldı. Aynı yıl piyano için «Yedi Türkü» ve koro için «İki Sesli Türküler» eserlerini besteledi.

Paul Hindemith ‘in Ankara’ya gelişiyle Türkiye büyük sanat aşamaları içine giriyordu. Özellikle güzel sanatları çok seven ATATÜRK, Batı dünyasındaki büyük orkestralar, usta çalgıcılar, opera artistleri, ünlü ressamlar, mimarlar, edebiyatçılar yanında, kadın-erkek, Türk sanatçılarının da yer almasını her alanda çağdaş Batı uygarlığı düzeyine ulaşmasını istiyordu. İnönü, Avrupa’da her dalda eğitim gören gençlerimizin yurt içinde görev almalarını, çocuklarımızın eğitimiyle uğraşmalarını istiyor ve Türk sanatçılarını destekliyordu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan-Ali Yücel de konuşmalarında : Biz, Türk Devleti olarak, tiyatro, konser, opera biçimindeki sanatları, bir uygarlık sorunu olarak ele aldık. Ülkemizin savunması için her türlü özveride bulunduğumuz şu er, dönemde, bu sanat dallarının da hızla gelişmesini istiyoruz.» diyordu.

Bundan sonra verimli bir döneme siren Erkin, 1940 yılında, ek görev olarak Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü piyano öğretmenliğini de aldı. Bu arada çocukları çok seven sanatçı, piyano ile kolay yorumlanan «Çocuklar için 7 Kolay Parça» büyükler için 11 piyano parçası «Duyuşlar» ve «Karagöz» oyunu için sahne müziği yaratılarını meydana getirdi. 1942’de ödül kazanan büyük orkestra için «Piyano Konçertosu’nu» tamamladı ve sadık eşi ünlü piyano virtüozu Ferhunde Erkin’e adadı. Aynı yıl bu konçerto, bestecisi yönetimindeki orkestra ile solist Ferhunde Erkin, sanat yaşamının en büyük heyecanını duyarak üstün başarıyla çaldı. Konserden sonra her iki sanatçıyı salondaki seçkin seyirciler coşkuyla ve bravo sesleriyle ayakta alkışladılar.

Ertesi yıl 1943 Ekiminde, 2. Dünya Savaşının bunalımlı günleri sürerken bu konçertonun yorumu için, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği aracılığıyla Erkin çifti Berlin’e çağrıldı. Ünlü besteci Naci! Kazım Akses de onlara katıldı. Bir askeri uçakla bombalar altındaki Berlin kentine varan sanatçılar, konserde Erkin’in piyano konçertosu (solist Ferhunde Erkin), ve Akses’in Ankara Kalesi senfonik şiiri, Fritz Zaun yönetiminde Berlin Filarmoni Orkestrasınca seslendirildi ve konçerto, Viyana’daki Universal-Edition tarafından basıldı.

Erkin, 1943 yılında büyük orkestra için «Köçekçe» adlı halk danslarından oluşan eserini besteledi. Renkli ve etkili bu esen, ilk kez Dr. Er. Preatorius yönetimindeki orkestra ile Ankara Radyosunda seslendirildi. Kısa zamanda bestecisinin en çok tanınan, en çok sevilen bu eseri, değişik tarihlerde konuk şefler tarafından Çekoslovakya, İsviçre ve Viyana’da çalındı ve Universal Edition’a satıldı. Aynı yıl «Piyanolu-Beşlisi», 1945’te «Yedi Türkü» ve 1946 yılında tamamla-nan büyük orkestra için «1. Senfonisi» Ankara’da başarıyla seslendirildikten bir yıl sonra 1947 Mayıs ayında Uluslararası Prag Bahar Festivalinde, Erkin yönetimindeki Çek Filarmonisi tarafından çalındı. Bunun arkasından Piyano Sanatını bitirdi ve ilk kez Ankara Radyosunda eşi Ferhunde Erkin’ tarafından başarıyla seslendirildi.

Güzel eserler vermeyi sürdüren Erkin ‘in, 1947’de keman-orkestra için yazdığı -Keman Konçertosu» ilk kez bestecisi yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasıyla ünlü kemancı Licco Amar tarafından 2.4.1948 gecesi, bir açılış töreninde, Ankara’da seslendirildi. 1971 yılında özel bir kanunla Devlet sanatçısı olan Erkin, Ankara Devlet Konservatuarı Müdürlüğüne atandı ve ayrıca Devlet Opera Orkestrasını da yönetti. Yurt dışında beğenilen bu etkili keman konçertosu, 1950`de Avusturya’da ünlü kemancı Wolfgang Schneiderhar. Viyana Senfoni Orkestrasıyla Viyana Radyosunda, ünlü keman virtüozu Ayla Erduran, Colonne Orkestrasıyla Brüksel Festivalinde, birkaç yıl sonra 1962’de Türk orkestrası eşliğinde solist ünlü kemancı Suna Kan tarafından Moskova’da seslendirildi ve plağa alındı. En son bu keman konçertosu, 1974’de Japonya’da Hikmet Şimşek yönetimindeki Tokyo Senfoni Orkestrası eşliğiyle, ünlü Kemancı Tokinogo tarafından başarıyla yorumlandı.

Erkin, daha önce başladığı, baştan sonuna kadar kendi malı olan Türk temalarıyla oluşturduğu inandırıcı, etkili ve orkestra düzeni renkli «2. Senfonisini» 1951 yılında tamamladı. Bunu izleyen yıllarda «Keloğlan» bale müziği, yaylılar orkestrası için «Senfonietta», bunun ardından «Armonili Türküler» ve piyano için «2 Prelüd» yazdı. Erkin, daha önce başladığı, piyano ve orkestra için «Konçertant Senfoni» adlı yaratısını bitirdi ve E. G. Lessing yönetimindeki Cumhur-başkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğiyle 10.4.1967 gecesi solist ünlü Türk piyano virtüozu Verda Erman tarafından, Türk Eserlerini Yorumlama Haftasında, büyük bir başarıyla seslendirildi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.