İbni Rüşd Kimdir? Hayatı, Buluşları ve Eserleri Nelerdir?

İbni Rüşd Kimdir? Hayatı, Buluşları ve Eserleri Nelerdir?
İbni Rüşd Kimdir? Hayatı, Buluşları ve Eserleri Nelerdir?

İbni Rüşd Batının çok tanıdığı Endülüs’ün yetiştirdiği ünlü bliginlerdendi.

Meşhur İslam bilginlerindendir. Büyük bir mütefekkir, doktor, astronom ve matematikçidir. Aristo yorumlayıcısı olmakla meşhur olmuştur. Eserleri yüzyıllarca Avrupa’da okutulmuştur. Bir çok Batılı bilgin İbni Rüşd’iln düşüncelerinin tesiri altında kalmıştır.

İbni Rüşd 1126’da, Endülüs’ün Kurtuba şehrinde doğdu. Asıl adı Ebü Velid Muhammed bin Ahmed bin Muhammed’dir. Avrupa’da Averroes adıyla tanınır. Bir çok ünlü bilgin ve kadı yetiştiren seçkin bir aileye mensuptu. İlk öğrenimini Kurtuba’da yaptı. Kelam, fıkıh, edebiyat ve tıp öğrendi. Şiirle ilgilendi. Sevil’de (Sevilla veya işbiliyye) kadılık yaptı. Daha sonra kendisini tamamen düşünmeye verdi. Farâbi, İbni Sina ve Gazali’nin eserlerini okudu. Çağdaşı olan İbni Zuhr ve İbni Tufeyl’in yakın dostu oldu.

İtikadda Eş’ari, amelde Maliki mezhebini benimsedi. Felsefecilerin eserlerini inceledi. Aristo’nun (383-322) görüşlerini inceden inceye tetkik etti. Eserlerine şerhler (yorumlar) yaptı. Aristo ile Eflatun’un (427-347) felsefesini uzlaştırmaya çalıştı. Akılcı felsefe çığırını takip etti. Uçsuz bucaksız felsefe denizine giri12şi, ne yazık ki, onu dini noktalarda bazı yanlış düşüncelere sevk etti. Bazı meselelerden dolayı İmam-i Gazali’nin hücumlarına hedef oldu. Hayatının sonlarına doğru Mer’akeş Sarayı başhekimliğine getirilen İbni Rüşd, 1198 yılında orada vefat etti.

İbni Rüşd İlmi kişiliği: İslam aleminden çok Avrupa’da şöhrete kavgan İbni Rüşd, felsefe alanında isim yaptı. Bu sahada Batı dünyasında hiç bir Müslüman bilgin onun ulaşabildiği mertebeye ulaşamadı. Doktor olarak da çok tutulan birisiydi. Ama daha çok Aristo yorumcusu olarak ün yaptı. Dinle felsefeyi birleştirmeye çalıştı. Öte yandan ilimle imam birleştirmeye çalışan bilgin, tıbbın bir dalı olan anatomiyi de, “İnsani, Allah’ın varlığına götüren bir delil ve vasıta” olarak görüyordu. Görmekle kalmıyor, bunu bir çok şekillerde başardığını da belirtiyordu.

İbni Rüşd ve tıp: Zamanının en büyük doktorlarından birisi olan İbni Rüşd tıp sahasında 16 eser verdi. Bunlar arasında Külliyat fi’t-Tip en tanınmış olanıdır. Lâtinceye tercüme edilen kitap yüzyıllarca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bir tıp ansiklopedisi olan Külliyât hastalıkları tek tek ele almaktadır. İbni Rüşd, bu eserinde hiç bir insanın hayatında ikinci bir defa çiçek hastalığına yakalanmayacağım söyler ve sebeplerini izah eder.

Onun gözdeki retina tabakası ve çalışma tarzı hakkındaki açıklamaları oldukça enteresandır. Diyebiliriz ki, tıp tarihinde gözdeki retina tabakasının fonksiyonunu ilk defa ilmi açıdan izah eden alim, İbni Rüşd’dür.

Üzerinde durduğu en önemli meselelerden birisi de büyük kan dolaşımıdır. Külliyat’ında bu dolaşımın şemasını ana hatlarıyla göstermişti. Bu surette o, Harvey’e öncülük yapmış oluyordu.

Onun dikkat çekici diğer bir özelliği de, Pasteur`dan önce mikrobik hayat üzerinde durmasıdır.

İbni Rüşd, ayrıca İbni Sina’nın Kanun’una ve Galen’in eserlerine de şerhler yazmıştır. Tedavi, zehirler ve ateşli hastalıklar hakkında eserleri bulunmaktadır.

İbni Rüşd’ün tıpta ilgili eserleri Güney Fransa’dan Kuzey İtalya’ya doğru yayılmaya başladı. Padua Üniversitesinde ders kitabı olarak okutuldu. Doktorlar hür düşünceyi onun eserleri sayesinde öğrendiler.

İbni Rüşd’ün bir çok defa basılan Külliyat’ım, ilk defa, 1255 yılında Padualı bir Yahudi, Bonacosa Colliget adıyla Latinceye çevirdi.

İbni Rüşd’ün eserleri:

İbni Rüşd’ün çeşitli Avrupa dillerine tercüme edilen belli başlı eserleri şunlardır:

1. Külliyat.

2. Tehafetü’t—Tehafüt: Gazali’nin Tehafütü’l—Felasife adlı eserine yazdığı savunmadır,

3. Kitabü Mn Ba’be’t Tabia (Metafizik Üstüne Kitap.)

4. Faslü’l—Makal ve’l—Keşf an Menahici’l-Edille Mantıkla Delillerin Ortaya Konması ve Açıklanması).

Tesirleri: Avrupa, İbni Rüşd’e yüzyıllarca büyük değer veregelmiştir. Batı dünyasında, bilhassa felsefe sahasında, İbni Sinâ’dan da çok tanınır. İbni Rüşd’ü Avrupa’ya ilk tanıtan kişi Michael Scot olmuştur. Roger Bacon gök ve âlem hakkındaki yorumlarıyla ruh hakkındaki eserinin 1320’de neşredilişini, “devrin en büyük hâdisesi” olarak değerlendirmektedir.

13. yüzyılın ortalarına doğru İbni Rüşd’ün hemen hemen bütün eserleri Lâtinceye çevrilmiş oldu. 14. yüzyılda Bagnolslu Levi Ben Gerson da İbni Rüşd’ün çeşitli eserlerini İbraniceye çevirdi.

Büyük Albert (1193-1280) ve Saint Thomas fikirlerini bütün bütün ona borçludurlar. Çünkü düşüncelerine İbni Rüşd kaynak olmuştur.

13. yüzyılda Paris Üniversitesi ve Fransisken Okulu, İbni Rüşd felsefesinin ocağını etmiştir. Roger Bacon, İbni Rüşd’e büyük önem verir. Opus Magnus adlı eserini yazarken ondan itham almıştır.

14. ve 15. yüzyıllar İbni Rüşd’ün tesirinin en yüksek seviyeye ulaştığı yıllardır. O devrelerde bütün skolastiğin en büyük üstadı olarak kabul ediliyor ve eserleri Aristo’nun yerine ders kitabı olarak okutuluyordu.

1473’te XI. Louis, felsefe öğrenimini düzenlediği zaman, Aristo yerine İbni Rüşd’ün okutulmasını emretmişti.

François-1 tarafından College de France’a davet edilen Vicomercato, 1542’den 1567’ye kadar orada İbni Rüşd’ün görüşlerini okutmuştur.

İbni Rüşd Padua Üniversitesinin rakipsiz üstadıydı. Sadece Padua değil, Bologne, Ferrare ve Venedik Üniversiteleri 18. yüzyılın ortalarına kadar hep onun eserlerini okuttular.

Kristof Kolomb bile onun fikirlerinden faydalanmıştır. Pierne d’Ally’nin bildirdiğine göre 1498 senesinin Ekim ayında Haiti’den yazdığı bir mektupla Avenruyz (Averroes=ibni Rüşd) adlı bir yazarın yeni dünyanın (Amerika’nın) varlığı hakkında kendisine fikir vermiş olduğunu bildirmektedir.

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.